Farmville Oyunu ve Kentliler…

13Oca10

Kentler artık çiftçilerin ürünlerini kullanıma sundukları pazaryerleri değil. Çoğumuz hipermarket raflarından aldığımız besinlerin nasıl üretildiğine, gerçekte bitki olarak neye benzediklerine dair pek bir bilgiye sahip değiliz

KAAN BENLİ

Sosyal paylaşım ağı Facebook’da yaz başından beri bir çiftçilik oyunu rüzgârı esiyor. Şimdiye kadar saksıya tohum ekmemiş binlerce insan, artık sanal tarlalarda ellerinde çapa her türlü tarımın hakkından beceriyle geliyorlar. Sadece bir iki aylık bir yükselme yaşaması beklenen oyun halen hız kesmeden net üzerinde yayılıyor. Farmville şimdiden üzerinde oynandığı paylaşım ağının en yaygın uygulaması olmuş durumda.
Kentlilerin çiftçiliğe bir bilgisayar oyunu dahilinde böylesi kaptıracağı doğrusu kolay tahmin edilemezdi, oyunun yaratıcıları işe koyulduklarında bu sonucu tahmin ediyorlar mıydı bilinmez. Olasılıkla en azından bu trendin gizli dürtüsünden habersizdiler. Ancak şimdilerde nasırlı parmak uçlarının kurdukları devasa süt çiftlikleri, çeltik tarlaları paylaşım ağının sayfalarında gururla sergilenirken herhalde durumu inceden analiz ediyorlardır.
Bu yaratıcı insanlar sayesinde kent yaşamıyla pek bir barışık görünen, hayatı Amerikan dizilerindeki gibi yaşamayı arzulayan koca koca bir sürü insan artık ürünlerini zamanında toplamak isteyen sanal çiftçilere dönüşmüş durumda. Tarlasından gözünü ayırmayan, onu akıllıca ekip diken kentsoylular işlerini büyütüyor, arada gerçek hayatın tuzağına düşüp aylaklık eden ağustosböcekleri ise yeniden ekran başına hapsolduklarında çiftliklerini idame ettirmek için karıncaların tarlalarında marabalık etmek durumunda kalıyor. 

Gerçeklikten kopuş
Kestirmeci kapitalistler Farmville’de de mevcut kuşkusuz: Hesaplarından bir miktar parayı oyunun hesabına aktarıp, kısa yoldan endüstriyel çiftlik kuranlar var. Yeterince vakit ayıramadıkları çiftliklerine göz kulak olsun diye Çinli kahya tutanlar olduğu da söyleniyor. Farmville’in ciddi bir bağımlılık yarattığını tahmin etmek zor değil. Bunun temelinde aynı tarımın kendisi gibi yapılacak işleri zamanında yapmak gereği yatıyor. Hasat zamanını kaçırmamak için saat kurup uykusundan uyananlar varmış, kimi işyerlerinde iş akışı için ciddi bir tehdit olarak algılanıyormuş -vesaire. Sonuçta kapitalizm her başına buyruk sistem gibi inceden inceye kendisiyle dalga geçmeyi beceriyor. Bunun farkına varıp varmamak, yahut bundan rahatsız olup olmamak kullanıcılara kalmış bir şey. Ancak mizahın en derinlerinde şüphesiz acı vardır. Bu oyunun bunca ilgi görmesi, gerçeklikten kopmuş olmanın yarattığı yoksunlukla yakından ilgili olmalıdır.
Bu yoksunluğa bilgisayar ekranlarının ötesinde bir göz atarsak eğer: Tarım içinde zaman makinesi barındıran, insanoğlunu geçmişi ile aynı zaman diliminde yaşatabilen belki de yegâne uğraştır. İnsanın temel bir ihtiyacını gidermeye yönelik olduğu için bu zaman makinesine yabancılaşmak pek kolay değildir. Halen yerkürenin kimi köşelerinde binlerce yıl öncesiyle hiç de farklı olmayan yöntemlerle tarım yapılır. Sözgelimi Nil deltasında yapılan tarım bundan 2000 yıl öncesiyle neredeyse hiçbir farklılık göstermez. Tek değişen şey şimdilerde su kaynaklarının azalması ve iklim değişiklikleri ile ortaya çıkan yetersizlik durumudur. Mısırlı çiftçiler aynı miktardaki topraktan, artık daha fazla bir nüfus için, daha az suyla ürün almak durumundalar. İşin bu kısmı zamanla Farmville içinde yer alacak mı bilinmez. Ancak not düşmekte fayda var: Sürdürülebilirlik kavramını insana keşfettiren uğraştır tarım, sürekliliğin ihmal edilmesinin başa çıkılamayacak ekonomik sonuçları vardır. 

Açlığın çerçevelediği dünya
Bu duruma sanal çiftçilikten bir farkındalık devşirileceğini ummak biraz hayalperestlik olur sanki. Zira duruma ayılmak için kafamızı şöyle bir kaldırıp olan bitene bakmak da yeterlidir. İçinde bulunduğumuz zaman diliminde dünyayı hiç olmadığı kadar keskin bir açlık çepeçevre kuşatmış durumda. Bunun yanında topraktan kopmuş kentli insan, belki de hiç olmadığı kadar mutsuz ve umutsuz. Son on yıllarda hafiften paranoyaya kapılmış bir halde vire beslenmesini, sağlığını, bilinmeyenle ilişkisini sorgulayıp duruyor. Uyduruk kent inançları, kuantum fiziğinden başkalaştırılmış safsatalar, postmodern dinler, gizler, sırlar kentlileri avucunun içine almış durumda. 
Belki de artık “kırsal hayatın bönlüğünden” değil kentsel hayatın travmalarından korkmanın zamanıdır. Köydeki insanın kente ve kentin ileri teknoloji ve kültür adına temsil ettiği şeylere ihtiyaç duyduğuna bu zamana kadar yeterince inandık. Köylülüğü aşılması gereken bir insani mertebe olarak algıladık ve değer yargılarını pek de üzerinde düşünmeden aşağıladık.
Ancak en kentliler onca kentsoylu oyun varken neden çiftçiliği bu kadar benimsediler? Zamanla ve toprağın üretkenliğiyle ahenk içinde fonksiyon göstermek neden bu kadar cazip?
Bunu değerlendirmek için belki de kentlerin nasıl kurulduğuna yeniden bir akıl düşürmek uygun olur. Uygarlıkla özdeşleştirdiğimiz kentlilik aslında tarımla çok da uzak değildir. Kentle kırsalı birbirinden ayrı olarak görmek kendimizi içine düşürdüğümüz absürt sistemin yabancılaşmalarından olmalı.
Bilcümle: Aslında kentler tarımla ortaya çıkmıştır. İçimizdeki gizli çiftçinin kökleri ta Mısır’a kadar uzanır. 

Tarım tarihi
Tarım tarihi denilince, yerleşik kanı tarımın Mezopotamya’da keşfedilip oradan yerküreye yayıldığı düşüncesidir. Ne var ki, bu kısmen doğru bir bakış açısıdır. Son bilimsel bulgulara göre, tarımın birden çok farklı noktada aşağı yukarı aynı zaman aralıklarında geliştiğini düşünebiliriz. Öte yandan tarıma dayalı ilk uygarlıkların Mezopotamya’da kurulduğu doğrudur. Sümer ve Mısırlılar birbirlerinden bağımsız olarak tarıma dayalı önemli uygarlıklar kurdular. Şimdilerde yukarıda bahsettiğimiz gibi zorlaşan şartlar altında Nil deltasında yapılmaya devam edilen tarım, zamanında Mısır’da ilk kentlerin doğuşunu sağlamıştır. Bereketli tarlalarda çalışan çiftçilerin ürün değiş tokuş ettikleri pazar yerleri, zamanla varlıklı kentlere dönüşmüş, bu yerleşim birimleri Mısır Uygarlığı’nın temel taşlarını oluşturmuştur. Buna karşın kuzey doğuda daha zor şartlar altında tarım yapan Sümerler, teknik manada daha ileriye gittiler, çok sayıda ürünü aynı anda yetiştirmekle kalmayıp özellikle hayvancılıkta mesafe kaydettiler. Aynı durum yakınçağda kuzeyde uç vermiştir. Tarım ile ilgili makineleşmenin başlaması, artı getirisi yüksek mekanik hayvancılığın özellikle kuzeyde serpilmesi bir bakıma güneşin o coğrafyalardaki nekesliğindendir.
Sanal çiftçiliğe geri dönersek eğer, kent yaşamının şimdilerde tarımla büsbütün ilişkisini kopardığından bahsetmek gerekir. Kentler artık çiftçilerin ürünlerini kullanıma sundukları pazar yerleri değil. Çoğumuz hipermarket raflarından aldığımız besinlerin nasıl üretildiğine, gerçekte bitki olarak neye benzediklerine dair pek bir bilgiye sahip değiliz. Onca tükettiğimiz protein kaynağı sütün dekoderi olan ineğin kaç memesi olduğunu dahi bilmiyoruz. Ancak yüzlerce yıldır genlerimize işlemiş olan tarımsal üretim gene de bir yerlerde bizi yakalıyor işte. İşin doğrusu döngüye akıl erdirmek, iç güdülerimize yol vermek istiyoruz. Bu noktada Farmville’i keşfetmek kuşkusuz yaratıcıları açısından takdir edilecek bir başarıdır. Öte yandan buna bunca kendimizi kaptırmak içine düştüğümüz durumu açıklamak noktasında oldukça acıklı duruyor. 

Kaan Benli: Araştırmacı yazar

http://kaanxbenli.blogspot.com

 

Reklamlar


3 Responses to “Farmville Oyunu ve Kentliler…”

  1. 1 ragnor

    Açıkcası Farmville’in başarısının arkasındaki nedenin şehir insanının köy hayatına özlemi gibi bir argumanı kabul edemiyorum. Farmville’in oyun mekanikleri ve oyuncu kitlesini göz önünde bulundurursak Facebook’ta çıkmış olan oyunlar arasında başarı sağlayan bu formülü en erken ve en iyi şekilde uygulayan oyun olduğu için başarılı olmuştur. Çiftçilik bana sorarsanız sadece oyunun arayüzündeki makyaj, oyuncuya sunulan ambalaj gibi birşey ama evet yazıda bahsedilen sebeblerden ötürü çiftçiliğe karşı olumlu bir yaklaşımımız var. Bununda etkisi olmuştur ama açıkcası oyunun başarısını sağlayan asıl sebebin biraz önce açıkladığım doğru formülü en erken ve en doğru zamanda uygulamaları olduğunu düşünüyorum.

  2. 2 fidaner

    Oyunlardan bahsederken öyküsel unsurların fazlaca ön plana çıkarılması bazen oyuna biraz yabancı olunduğunu gösterebiliyor. Ama sonuçta oyunların anlatılabilirliği, üzerine konuşulabilirliği de içerdiği öykü yoluyla oluyor. Yani öykü, oynama deneyiminin esas biçimini içermiyor ama o biçimi başkalarına iletebilmek için ihtiyaç duyulan bir kılıf. Zaten oyuncular arasındaki dilin giderek jargonlaşması da (sp kasmak, lfg, vesaire) öykülerin çoğu zaman içi boş işaretler olarak işlediğini gösteriyor. Ama bir yandan da bu işaretler oyun dünyaları ve gerçek dünya arasında çağrışım ilişkileri kuruyor. Örneğin farmville çıkmadan önce mmo’lardaki bir oynama şekline gold farming deniyordu, oyunda tarla falan olmamasına rağmen.

    Birçok kişi buna tarlaların, yeşillik özleminin başarısı, ironisi vesaire olarak bakabilir, bakacaktır; ama biz biliyoruz ki farmville’in soyut biçimi üzerine dayanan bambaşka bir öykü de benzeri bir başarıyı kazanabilirdi.

    Tarla demişken, eski bir oyunu anmadan geçmeyelim:

    http://www.stillpsycho.net/Umut_Tarlalar%C4%B1
    http://www.stillpsycho.net/Umut_Tarlalar%C4%B1_2

  3. This really solved my concern. This page really made me think about things. Do you ever use citations in your work? It would be great to see what you read. Excellent insights and really easy to comprehend. Here’s the thing, I like your pages. I’ll be using these insights the next time I am at work.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: