GGJ 2010 Gözlemlerim

10Şub10

Alpan Aytekin*

Geçen sene son dakikada başvurduğum Global Game Jam Türkiye organizasyonuna 2010 yılında da büyük bir heyecanla başvurdum. Geçen seneki deneyimlerimden dolayı tek bir oyunun ses müziklerini yapmakta kararlıydım. Ancak geçen seneye nazaran daha fazla ses ve müzikle ilgilenen kişinin katıldığını görünce bir arada çalışmanın daha eğlenceli olabileceğini düşündüm. Düşündüğüm de gerçekleşti.

Ses ve müzikçiler olarak dört kişiydik. Tarzlarımız da farklıydı. Ama bu farklılıklar aramızdaki fikir alışverişini zenginleştirdi. Ortak online bir spreadsheet [1] açıp gelen işleri yazmaya ve görev dağılımı yapmaya başladık. İlk saatlerde takımlar oyunların konsept ve dinamiklerini tasarlamakla meşgul oldukları için müzik ve ses ihtiyaçları olmuyordu. İlk saatlerde gelen istekleri yerine getirmek bu noktada tehlikeli bir hal alabiliyor çünkü fikirler her an değişebiliyordu. Yine de projesi iptal olup müziğini yaptığımız işleri portfolio yapıp bir köşeye ayırdık. Gruplardan ayrı çalıştığımız için müzik ve seslerini yapacağımız oyunların dünyasına fazla giremedik. Bu seneki Global Game Jam’de gruplar arası inziva, dikkatimi çekti. Farklı masalara yapılan “Naber” ziyaretleri geçici ve yüzeysel kaldı. Sanırım bu tarz organizasyonlarda iç mimarinin olayların gelişimine yön verebilecek bir etken olabileceğini gözlemledik. İnzivai durumun bir diğer nedeni de grupların birbirinden fazla haberdar olmamasıydı ama bu farkındalık nasıl oluşturulur, açıkçası ben de bilmiyorum.

Gruplardan ayrı çalıştığımız için müzik ve seslerini yapacağımız oyunların dünyasına fazla giremedik. Bu seneki Global Game Jam’de gruplar arası inziva, dikkatimi çekti. Farklı masalara yapılan “Naber” ziyaretleri geçici ve yüzeysel kaldı.

Benim bir müzisyen ve ses tasarımcısı olarak değil de, 5 yaşından beri oyun oynayan, aylık dergileri ve oyun endüstrisindeki gelişmeleri takip eden profesyonel bir oyun tüketicisi olarak oyun tasarım süreci ile ilgili gözlemlerim olacak. Tam olarak nasıl açıklanır bilmiyorum. Oyunların tasarımında insan ve bilgisayar arasında olan en eski fantezi diyebileceğimz ekranın içine girme, ekranın içinde birey olma isteği burada da hakimdi. Sözünü ettiğim şey, kısıtlı imkanlarla yenilikçi oyun yapım sürecinde içine düşülen platform/sidescrolling klişesi. 48 saat içinde öyle bir oyun ortaya çıkarmalısınız ki minimalistliğiyle, kontrolleriyle, oyun dinamikleriyle kısacası yenilikçiliğiyle sizi şaşırtmalı. World of Goo’nun başarısının altında bunlar yatıyordu. Umarım gelecek sene yapılacak Global Game Jam’de takımlar, sözünü ettiğim bu karadeliğe doğru tekrar sürüklenmezler.

*: GGJ 2010 Ankara, ses-müzik grubu üyesi
[1] Ses-müzik istekleri, Google spreadsheet.

***

GGJ 2010 Ankara ses-müzik grubu üyeleri:
Alpan Aytekin, Batuhan Ceylan, Nizameddin Tuğral, Uğurcan Orçun

Reklamlar


No Responses Yet to “GGJ 2010 Gözlemlerim”

  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: