Dijital Oyun Piyasası

01Eki11

Hazırlayan:

Av. Fasih Sayın, MA. www.pressfiretostart.com

Geçtiğimiz günlerde çeşitli tartışmalar sonrasında gerek endüstride gerek de basında, dünya oyun endüstrisinde kutulu bir oyunun satışından elde edilen paranın taraflar arasında kimlere dağıldığına dair bir kafa karışıklığı olduğunu fark ettim. Bu konuda çeşitli kademelerde özellikle yayımcı açısından meselenin nasıl gözüktüğü daha yeni oluşmakta olan endüstrimiz için oldukça önemlidir.

Eminim ki anlatacaklarımı fazlası ile bilen arkadaşlar vardır. Bu yazı elbette ki onlar için değil. Ama en kötü ihtimalle bilgilerimizi tazeleriz.

Bir başka husus, vereceğim rakamların hiçbir şekilde kesin olmaması. Bunun pek çok sebebi var. Her şeyden önce bu tarz rakamlar, nasıl bir oyun yaptığınız, nerede yaptığınız, nasıl pazarladığınız vs. gibi pek çok faktöre dayanıyor. Bu nedenle ben sadece  bir örnek vermekle yetindim. Başka durumlarda elbette ki rakamlar çok değişir. Ama en azından konu hakkında fikir sahibi olmak isteyecek insanlara biraz yardımcı olurum diye düşünüyorum.

İkinci sebep vereceğim rakamların bir kısmı ortalama olduğundan bir iki dolarlık oynamalar olabileceği, ve kutu başına bir iki dolarlık oynamaların yüksek hacimli satışlarda milyon dolarlık oynamalara denk geleceği gerçeği.

Dünyanın en büyük pazarı olan Amerika’da standart fiyattan, dükkanda satılan, yeni bir oyundan bahsettiğimizi var sayarsak, hesap biraz oynak olsa da satılan parça başına kimin ne kadar kar ettiğini aşağıdaki gibi madde madde sıralamaya çalıştım. Burada bahsettiğim oyunlar yatırımcılar tarafından AAA veya Triple A olarak bilinen üst kalitede oyunlardır. Model olarak bunları seçme sebebim bu modelin piyasadaki en eski model olmasının yanında halen üst düzey yayımcıların hedef modeli olmasıdır.

Örneklerde ülke olarak dünyanın en büyük pazarı olan Amerika’yı ve eyalet olarak California’yı aldım. Daha önce de ifade ettiğim gibi rakamlar farklı eyaletlerde farklı şekilde olabilir.

1) Amerika’da dükkanlarda oyunlar 63 ila 65 dolara satılıyor. Tüketici dijital ulaştırmanın artmış olmasına karşın hala ağırlıklı olarak dükkanlara gitmeyi tercih ediyor. Oyun firmaları oyunlarını genelde ya Best Buy, Target veya Walmart gibi büyük süpermarket zincirlerinde ya da Gamestop gibi uzmanlaşmış oyun marketleri zincirlerinde satmayı tercih ediyorlar. Küçük oyun dükkanları bulmak zor. Yine kırtasiye ve kitabevlerinde oyun satmaya sıcak bakılmıyor. Tüketici kitlesinin farklı olduğu düşünülüyor.

63 dolar fiyat geçtiğimiz konsol jenerasyonuna göre 10 dolar fazla. Bu durum Microsoft’un artan üretim maliyetlerini öne sürerek XBOX 360 oyunlarının fiyatını bu şekilde belirlemesi ile başladı. Sektör de arkasından takip etti. Halen Nintendo Wii oyunları eski fiyattan satılıyor. Windows ve Mac OS X oyunları ise değişken. Hem 50 küsür dolarda hala çok oyun var, hem de büyük firmalar Activision’un önderliğinde fiyatı 60 küsüre çekmeye başladılar. Activision en son Call of Duty: Modern Warfare 3’ün 70 küsür dolardan satılacağını belirledi. Kolaylık olsun diye 60 küsür dolarlık konsol oyunlarına bakmayı tercih ettim ben. Gerekirse rakamlarını buna göre ayarlamak mümkün.

“Küsür ne demek?” diyeceksiniz. Haklısınız. 60 dolar oyunların etiket fiyatı. Ancak bunun üzerine bir de yüzde 7 ile yüzde 9 arasında değişen bir satış vergisi konuyor. Satış vergisi bizdeki katma değer vergisinin benzeri olan bir dolaylı vergi türü. 63 dolarlık bir oyundan parça başına 3 dolar hükümetin kasasına giriyor. Amerika’da satış vergisi bizde olduğu gibi etiket fiyatına katılmadığı için her yerde oyun fiyatlarının 60 dolar olduğunu görüyoruz. Ayrıca satış vergisi her eyalette de uygulanmıyor. Yüzde 7 ila 9 da satış vergisinin değişen oranları ile alakalı. Vergi kasabadan kasabaya farklı uygulanabiliyor. Ancak oyun üzerinde devletin uyguladığı ve tüketiciye yansıyan başka bir dolaylı vergi yok.

2) 60 dolar etiket fiyatı ile rafa konan bir oyunun bendeki bilgilere göre Gamestop’a giriş fiyatı 48 dolar. 50 dolar etiket fiyatlı oyunlar için bunu rakam 40 dolardı. Wii oyunları için hala böyle. Bu durumda dükkana oyunun satışından 12 dolar kalıyor. Bu da dükkanın brüt karı.

Brüt diyorum çünkü dükkanın yayımcıdan bağımsız bazı harcamaları söz konusu. Bunlara kredi kartı komisyonları, merkezden dağıtım masrafları vs.nin yanında reklam masrafları da giriyor. Amerika’da perakendeci yayımcıdan bağımsız olarak bir oyunun reklamını yapabiliyor. Sonuçta başka bir firmanın reklamını yapsanız da satılan ürün sizin dükkanınızdan satıldığı için siz kar ediyorsunuz. Elbette ki yayımcı bazen özel kampanyalara da gidebiliyor. Ancak bunlar yayımcının reklam masraflarından karşılanıyor. Son zamanlarda bir de karşılıklı jestleşmeler şeklinde yürüyen promosyonlar var. Mesela bir oyunu belirli bir dükkandan satın alırsanız size özel bir hediye veriliyor. Burnout Paradise’da Walmart müşterileri için oyunun içinde özel Walmart arabası vardı. Böyle bir durumda tüketiciyi o dükkandan almaya teşvik ediyorsunuz. Dükkan da oyunun reklamını yapıyor. Kimse para harcamıyor, herkes kazanıyor.

3)Konsol oyunları dükkanlara genelde platform sahipleri tarafından gönderiliyor. Bunun sebebi kopya koruma sistemleri nedeniyle disklerin basılmasını genelde platform sahiplerinin üstlenmesi. Ancak bu çok da büyük bir masraf değil. En kaliteli BluRay diskin platform sahibine maliyeti 1 doların altında. Buna karşın 60 dolar etiket fiyatlı bir oyunun yaklaşık 10 ila 13 doları doğrudan platform sahibinin kasasına giriyor. Burada bu paradan çıkan ciddi bir masraf yok. Yani kolaylık olsun diye 13 dolar dersek, bunun neredeyse tamamı kar. Platform sahibi derken kastettiğim normal şartlar altında Sony, Microsoft vs. Windows oyunu çıkarırken de GAMES FOR WINDOWS LIVE kullanacaksanız bunun bir sertifikasyon ücreti var. Ancak sertifikasyonsuz bir oyun çıkarıyorsanız bu parayı kendi hanenize yazabilirsiniz.

Bu 13 dolar platform sahipleri için çok önemli. Zira platform sahiplerinin tek kar noktası burası. Ülkemizde genel bir bilgi olmasına karşın halen platform sahiplerinin özellikle jenerasyon başlarında sattıkları konsolları maliyetin altında fiyatlandırdığının farkında olmayanlar var. Bana modchip ve kopya sistemlerinin bile platform sahipleri tarafından gizlice piyasaya verildiğini ve bu sayede adamların daha fazla konsol sattığını söyleyen bile oldu.

Konsolların maliyetin altına, yani zararına satılmasının sebebi kısmen piyasadaki fiyat beklentisi, kısmen de platform sahiplerinin mümkün mertebe hızlı bir şekilde geniş bir kullanıcı tabanı oluşturmaya çalışması. Bu sayede oyunlardan elde edilen kar ile başta harcanan para fazlası ile karşılanıyor. Zira bir kere kullanıcı tabanı oluşturdunuz mu oyun satışları devamlı olduğu için uzun süre para akışı sağlanıyor. Konsolların ar-ge harcamaları sırasında da anormal bir para harcandığı düşünülürse adamların bu 13 dolarının ne kadar hayati olduğunu ve bu nedenle korsan oyun ve kullanılmış oyun satışlarının platform sahiplerine ne kadar zarar verdiğini anlayabiliriz.

4)Platform sahibinin kutu başına 13 dolar aldığını var sayarsak geriye 35 dolar kalıyor. Bu para da yayımcıya gidiyor. Peki bu 35 doların ne kadarı kar hanesine yazılıyor derseniz, o hesap biraz karışık ve doğal olarak pek çok faktörle birlikte her şeyden önce oyunun ne kadar sattığına bakıyor. Burada oyununuz tamamen hazır olsa bile her şeyden önce oyun piyasaya çıkmadan önce yayımcının yaptığı reklam harcamaları var. Pazarlama ve reklam harcamalarının miktarı elbette oyundan oyuna değişiyor. Ancak anormal bir durum yoksa Amerika’da genel kural oyunun tahmin edilen satışının yüzde 15’i kadar bir reklam harcaması ayırmak. Doğal olarak Call of Duty gibi oyunların reklam ve pazarlama bütçeleri anormal oluyor. Bu yüzde 15’i rahatlıkla kutu fiyatına uyarlayabiliriz. O vakit de yayımcının reklam ve pazarlama giderdi kutu başına yaklaşık 9 ila 10 dolar olacaktır. Yine hesabımız yuvarlak olsun diye 10 dolar var sayıyorum. Kaldı elimizde 25 dolar.

5)Elbette ki oyun meselesinde en önemli gider Ar-Ge. Burada Ar-Ge’den kastım oyunun üretim maliyeti.

Geliştiricinin kutu başına kaç para kazandığını hesaplamak oldukça güç. Bunun temel sebebi aslında geliştiricinin kutu başına para kazanmaması. Oyun satılmaya başlanmadan evvel geliştirici zaten parasını almış oluyor. Geliştiriciye oyun satışı üzerinden bonus prim uygulaması bu durumun istisnalarından biri. Pek çok yayımcı satış olarak belirli kilometre taşlarında geliştiriciye kardan pay veya prim veriyor. Infinity Ward ve Activision arasındaki anlaşmazlığın önemli bir bölümü de bu primler yüzünden meydana gelmişti. Bunun dışında bir de Metacritic bonusu adı verilen prim var. Metacritic pek çok medya ürününün rakamsal eleştirilerinin toplandığı ve ortalamasının çıkarıldığı bir site. Yayımcılar için bir oyunun metacritic ortalaması çok önemli, çünkü basının oyunun ne kadar beğendiğini belirten en önemli faktör bu. Metacritic’te belirli bir ortalamın üzerine çıkan oyunun geliştiricisine prim verilmesi veya aksi durumda geliştirici ile devam eden kontratın iptal edilmesi az görülen bir durum değil.

Bu istisnaların dışında bir yayımcının belirli bir oyun için yıllık ar-ge gideri sabittir. Daha önceki mailde verdiğim rakamlara benzer olarak çeşitli kademelerde toplam 100 kişilik bir ekiple birden fazla platformda çıkacak 60 dolar etiket fiyatlı bir oyun için Amerikan, İngiliz veya Fransız yayımcıları yıllık ortalama 10 milyon dolarlık bir ar-ge bütçesi ayırıyorlar. Geliştiricinin masrafları, karı ve maaşları bu paradan çıkıyor. Kimin kaç para alacağı tamamen geliştiricinin inisiyatifinde. Ortalama bir oyunun geliştirme süresinin 2 sene olduğunu göz önünde bulundurursak geliştiriciye bir oyun için ayrılan bütçenin 20 milyon dolar falan olduğunu çıkarabiliriz. Bu sabit bir gider olduğu için kutu başına ne kadar paranın geliştiricinin cebine girdiği doğrudan oyunun kaç sattığı ile alakalı.

Mesela oyununuz 1 milyon satarsa geliştiriciye kutu başına elde ettiğiniz gelirden 20 dolar ödemiş oldunuz. 10 milyon satarsa bu rakam kutu başına 2 dolara iner (ve dolayısıyla sizin kar marjınız da yükselir). Ama diyelim yukarıdaki örnekteki oyun 500000 sattı… O zaman kutu başına geliştirme masrafınız 40 dolardır. Bu durumda elinizde 25 dolar olduğunu var sayarsak kutu başına 15 dolar zarar ettiniz demektir.

Elbette ki hedeflenen bir miktar var. Bu tarz oyunlarda firmalar genelde kutu başına geliştiriciye 10 dolar kalacak şekilde hesap yapıyorlar. Yani bu örnekteki gibi üzerinde 2 sene çalışılan ve 100 kişilik bir geliştirici ekibinin çalıştığı, etiket fiyatı 60 dolar olan bir oyunun 2 milyon satması bekleniyor.

6)İdeal ve hedeflenen durumda 10 dolar geliştiriciye gitti dersek, geriye kalan 15 dolar da yayımcının kutu başına saf karı oluyor. Bu bağlamda AAA olması hedeflenen bir oyundan yayımcının kar beklentisinin yaklaşık 30 milyon dolar olduğunu söyleyebiliriz.



No Responses Yet to “Dijital Oyun Piyasası”

  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: