Oyun Oynamak Ciddi Bir İştir

27Eyl13

Dijital Oyunlar ve Gençlerin Yeni Sosyalizasyon Biçimlerinin Minecraft Örneği Üzerinden Bir İncelemesi

Sivri, Tuğba
Mayıs, 2013
(PDF)

GİRİŞ
David Cronenberg’ün yazıp yönettiği 1999 yapımı ExistenZ filmi, dünyaca ünlü bir oyun tasarlayıcısı olan Allegre Geller’ın yeni oyununu bir fokus gruba tanıtmak için sahneye çıkmasıyla başlar. Geller, oyununu tanıtırken “ExistenZ sadece bir oyun değil, tamamıyla yeni bir oyun sistemi.” der. Filmin geri kalanı adeta oyun, oyuncu, gerçek, simülasyon, sonsuzluk… gibi kavramlar için varoluşsal bir sorgulamaya iter izleyiciyi. Peki “sadece bir oyun” nedir?

Oyun antropolojiden psikolojiye, pedagojiden iletişim bilimlerine dek çeşitli disiplinlerin ilgi alanına giren bir alandır. Ludoloji ise bu disiplinlerarasılık içinde çalışan, çoğunlukla video oyunlarını inceleyen “oyun çalışmaları” alanını karakterize eden disiplinin adıdır (Binark, M.; Bayraktutan-Sütçü, G.; Fidaner, I.B., 2009, s. 25). Dijital oyunlar ise bu disiplinler tarafından oldukça ilgi görmekte; “bilgisayar oyunlarının yeni medya olarak kabulü ile oyuncunun etkileşimi de önemli bir konu haline gelmekte ve özellikle oyuncu deneyimi üzerine çalışmalar artmaktadır.”(Binark, M.; Bayraktutan-Sütçü, G.; Fidaner, I.B., 2009, s. 329).

Dijital oyun çalışmaları, pek çok farklı perspektif ve disiplinden yararlanılarak gerçekleştirilebilir. Örneğin oyunun hem kendi içindeki hem de içinde bulunduğu pazardaki ekonomi-politik ilişkiler; oyunun hikayesi ve ideoloji ilişkisi, oyunlardaki toplumsal cinsiyet rollerinin temsili gibi farklı konular ele alınabilir. Bu çalışmada önce ‘oyun’un tanımı yapılacak;Türkiye’de oyun sektörü kısaca tarif edilecek; oyun-oyuncu ilişkisi ve kategorizasyonlarına değinilecek; ardından, son zamanlarda Türkiye’de genç ergenlerin ve gençlerin sıklıkla oynadığı Minecraft; yapılan fokus grup görüşmeleri, derinlemesine görüşmeler, internet sitelerinden elde edilen yorumlar göz önünde bulundurularak sosyalizasyon süreci ve dijital oyun ilişkisi açısından ele alınacaktır. Bu sosyalizasyon süreçleri; sanal topluluk, gerçeklik, oyuncu etkileşimi, eğitim, yeni sanat anlayışı, şiddet ve toplumsal cinsiyet rolleri başlıkları altında incelenecektir.

Bu çalışma kapsamında Minecraft oynayan 4 kişiyle Skype üzerinden fokus grup yapılmış; 4 kişiyleyse yine Skype üzerinden derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Bu kişilerin yaş aralıkları 10-23 arasıdır ve kişiler Ankara, İstanbul, Eskişehir ve Zürih’te yaşamaktadırlar. Hepsi öğrenci olup yalnızca bir katılımcı dışında tümü erkektir.

1. Oyun Nedir?

Huizinga oyunu şöyle tanımlar:
“Oyun özgürce razı olunan, ama tamamen emredici kurallara uygun olarak belirli zaman ve mekan sınırları içinde gerçekleştirilen bizatihi bir amaca sahip olan bir gerilim ve sevinç duygusu ile alışılmış hayattan başka türlü olmak bilincinin eşlik ettiği iradi bir eylem ve faaliyettir (alıntılayan Binark, M.; Bayraktutan-Sütçü, G.; Fidaner, I.B., 2009, s. 30). Yani oyun yapısı gereği ‘ciddi bir iş’tir. Ciddiyetten uzak oynanan bir oyun, oyunun kurallarından sapmaya yol açacağı gibi oyuncuların oyundan alacakları hazzı da engeller. Ancak bu ciddiyet bir saplantıya dönüştüğünde oyun da oyun olmaktan çıkıp bir alışkanlığa dönüşebilir (Binark, M.; Bayraktutan-Sütçü, G.; Fidaner, I.B., 2009, s. 41).

İletişim araştırmacısı Leonard, 21’inci yüzyılı, politika, eğitim, eğlence açısından tam bir ‘oyun çağı’ olarak nitelendiriyordu. Bu her ne kadar kendi içinde “masum” bir ifade gibi görünse de, cümle ciddi ideolojik içerimleriyle bir dönemsellik eleştirisi yapıyor. Kendisi de çok ciddi bir ideolojik pratik olan “oyun oynamak”, sosyal kuram açısından açık bir semantiği olan, ardındaki devasa endüstriyle büyük bir tüketim potansiyeli olan, bu özelliğiyle de ekonomik-politikten bağımsız olmayan, üretim ve yayılım biçimiyle yeni medya olarak değerlendirilen, etkileme gücüyle de popüler olan bir alan. (Batı, U. 2011)

Dijital oyun tanım olarak; oyuncunun elektronik bir sistem veya bilgisayarla kurduğu etkileşim neticesinde oluşan sonucun, ekran veya benzeri bir görüntü sistemi aracılığı ile gösterilmesidir. Bu nedenle ilk dönemlerde dijital oyunlar video oyun veya bilgisayar oyunu olarak da adlandırılmıştır.(TÜDOF, 2011)

Dijital oyun özellikle devasa çevrimiçi oyun ya da çok kullanıcılı oyun oynama edimi yakın zamanda Türk gençleri arasında en yaygın boş zaman etkinliklerinden biri haline gelmiştir. 2000’li yılların başından itibaren gençler PC oyunlarını metin tabanlı çevrimiçi oyunlar ile cep telefonu oyunlarını internet kafelerde evlerde ve ders aralarında oynamakta. Özellikle çok kullanıcılı çevrimiçi oyunlardaki avatarlarının/ karakterlerinin geliştirilmesine hem zaman harcamakta hem de maddi bir yatırım yapmaktadır. İnternetin yaygınlaşması dijital oyunlara yönelik çeşitli fan/hayran sitelerinin artması level elektronik Gaming MONTHLY, Oyungezer gibi oyun dergilerinin varlığı da Türkiye’de dijital oyun kültürünün gelişmesini desteklemiştir (Binark, M.; Bayraktutan-Sütçü, G.; Fidaner, I.B., 2009, s. 275).

1. Türkiye’de Dijital Oyun Sektörü

Günümüzde dünyanın en büyük endüstrilerinden biri haline gelmiş olan dijital oyun sektörünün tarihi, analog ekran üzerindeki basit uygulamalar esas alınarak 1940’lı yıllara kadar uzandırılmaktadır. Ancak modern anlamda dijital oyun sayılabilecek ve genel kullanıma sunulan ilk örnekler ancak 1970’li yıllarda ortaya çıkmış ve daha sonra 1980’li yıllarda dijital oyunlar popüler bir akım haline gelmiştir.(TÜDOF, 2011).

Erdal Yılmaz ve Dr. Kürşat Çağıltay, History of Digital Games in Turkey (2005) adlı makalelerinde Türkiye’deki dijital oyun sektörünü 3 temel döneme ayırırlar. Bunlardan ilki “Amatör seviye” adını verdikler 1980’li yıllardır. Bu yıllarda Türkiye’de kişisel bilgisayarlar ilk defa hayatlara giriyordu ve oyun konsolları henüz çok popüler değildi. Commodore, Spectrum gibi oyun konsolları en popüler platformlardı ve yalnızca bir iki oyun mevcuttu. Bu oyunlar az sayıda satıyordu; daha çok atari salonlarında topluca oynamak popüler bir aktiviteydi.

Yılmaz ve Çağıltay’ın “Yarı-profesyonel seviye” adını verdikleri 1990’lardaysa sektörde yaklaşık 10 oyun mevcuttu ve oynama platformu artık kişisel bilgisayarlar olmuştu. Legends of Istanbul dışındaki oyunların satışı 100 ila 2500 arasındaydı.

oyuntabloTablo 1: Türkiye’de Dijital Oyun Sektörünün Tarihi

Son olarak 2000’li yıllara geldiğimizde artık sektörün “Profesyonel seviye” ye ulaştığını söylüyor yazarlar. 2000-2005 yılları arası yaklaşık 10 adet bilgisayar ve konsol oyunu, onlarca mobil oyun ve onlarca yarı-profesyonel oyun Türk dijital oyun sektöründe yerini aldı. Bu oyunların satışı 5000’leri geçiyor ve artık sadece bilgisayar ya da konsoldan değil mobil cihazlarla da oyun oynamak mümkün.

Bu sayısal verilerin yanında oyun üretim sürecinin çok kapsamlı ve başlı başına ayrı bir çalışma konusu olduğunu belirtmek gerekir. Ancak burada asıl konumuz olan sosyalizasyon süreci ve dijital oyunlar konusuna katkı yapabilecek bir noktayı da eklemeliyiz. Aphra Kerr, Women just Want to Have Fun- A Study of Adult Female Players of Digital Games (2009) adlı makalesinde, oyun sektöründe çalışan kadınların sayısının oldukça düşük olduğunu (toplam çalışanların %5-15’i), bu durumun kadınları oyuncu olarak da oyunlardan uzaklaştırdığını; çünkü yapılan araştırmaya göre erkek oyun geliştiricilerin kadınların isteklerine cevap veremediklerinin ortaya çıktığını belirtiyor.

Bu konuda bir başka yazar Outshoorn da, eğer tasarım ekibi tamamen erkeklerden oluşuyorsa, tasarımcıların kendi zevk ve isteklerini rehber edinmelerinin, tasarımda cinsiyetçi önyargının gelişmesine neden olabileceğini ortaya çıkarmıştır.(aktaran Kerr, A., 2007)

Tarihsel olarak toplumsal cinsiyet video oyun tasarımında, üzerinde fazla durulmamış bir kategoridir; erkek tasarımcılar tamamen kendi zevk ve kültürel varsayımlarına dayanarak oyunları geliştirirler ve bu yaklaşımlarının toplumsal cinsiyet açısından taraflı olabileceğini düşünmezler. Feminist eleştirel yaklaşımın belirttiği gibi, maskülenite görünmez bir norm olarak kaldığı sürece, bilinçdışı çabaların erkek egemenliğini sürdürmeleri yüksek olasılıklıdır. (Kerr, A., 2007)

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadın çalışan sayısı bu endüstriyel üretimde neredeyse yok denecek kadar azdır. Oyun endüstrisi özetle, erkek yoğun bir alandır (Binark, M.; Bayraktutan-Sütçü, G.; 2008, s. 181).

2. Oyuncu ve Oyun İlişkisi

Bilgisayar oyunlarının yeni medya olarak kabulü ile oyuncunun etkileşimi de önemli bir konu haline gelmekte ve özellikle oyuncu deneyimi üzerine çalışmalar artmaktadır (Binark, M.; Bayraktutan-Sütçü, G.; Fidaner, I.B., 2009, s. 329). Etkileşim, yerine koyma, aidiyet, kimlik gibi çoğu sosyoloji kökenli kelimeler, bu yeni tür için anahtar kelimelerdir. İzleyicinin edilgen olduğu- sadece izlediği sinema, TV gibi- formatların aksine, oyuncunun karakteri canlandırdığı, “o” mekânda ve uzamda yaşadığı dijital oyunlar, başka bir semantiği ifade ediyor.(Batı, U., 2011).

Oyuncunun bu aktif konumu oyunun yapım aşamasını da etkilemektedir. Oyunculuktan oyun uzmanlığına doğru ilerleyen bu basamaklar şu şekilde sınıflandırılabilir:

a) Oyuncu: Dijital oyun sektöründe dijital oyun oynamayı seven, bunu sosyal etkinliklerle kıyaslamayan, her oyunu oynayan, belli zamanları değerlendiren kişiler oyuncudur.
a) Pro-gamer (Oyun Meraklısı) için oyun oynamak yine boş zamanları değerlendirdiği bir etkinliktir. Ama artık ilgisini çeken oyunları oynamaya başlar. Daha seçici olur ve uzmanlaşır.
b) Hardcore Gamer (Sıkı Oyuncu) için oyun oynamak boş zamanın ötesine geçer ve sosyal aktivite içinde özel bir yer kazanır. Bu oyuncular kesinlikle bir oyun türü seçer ve istikrarlı olarak o tipte oyunlar oynar. Seçtiği platformlar keskin çizgilerle ayrılır. Hardcore oyuncular özellikle MMO tarzı oyunlarda öne çıkar. Hatta oyun dünyasında ünlenirler. Kutu oyunlar (box game) 2001 yılından beri çok fazla tercih edilmektedir.
c) Game-Master (Oyun Ustası), tasarlanan oyunlarda oyun uzmanlarının hatayı bulması kolay değildir, birçok hatayı oyuncular fark eder. Game-master genellikle MMO tipi oyunlarda görev yapar. Kutu oyunlarda daha çok danışma (adviser) konumundadırlar. MMO tipi oyunlarda çok daha fazla etkileşim olduğundan game master daha çok iş yapar. Bu nedenle bir MMO’da game master olmaması söz konusu değildir.
d) Game Expert (Oyun Uzmanı): Oyunla doğrudan ilgili olmayan, bütün basamakları geçen, işe hakim konumdaki kişidir. Bu işi yürüten kişinin iyi seçilmesi ürünün ne kadar sattığını doğru orantılı olarak etkiler. Oyun uzmanlığı ulaşılacak en son noktadır. Önemli olduğu kadar da takdir edilen bir konumdur. (Binark, M.; Bayraktutan-Sütçü, G.; Fidaner, I.B., 2009, s. 226-227).

Bu çalışmada yapılan görüşmelerde elde edilen bulgular da bu gidişatı doğrular niteliktedir. Oyuncular “Hardcore” olarak tanımlayabileceğimiz kadar oyuna önem vermekte, hatta bir Youtube kanalından başkalarının izlemesi için oyunları canlı olarak oynayıp yayınlamaktadırlar. Oyun yapma konusunda ise bir katılımcı şunları söylemiştir:

Evet. Ben artık kendi oyunumu neden yapmıyorum raddesine geldim. Çünkü belli bir noktadan sonra çok oyun oynayınca artık tatmin etmiyor oyunlar. Bir sonraki aşama hep tahmin edilebilir oluyor. O yüzden daha orijinal bir şey yapayım diyorsun. Ama bunu yapmak için kod yazmayı bilmek gerekiyor. Bunun için ben kodlama öğrenmeye başladım biraz. Sonra sıkılıp bıraktım, girişemedim mod yazma işine. Ama oyunlarda hile yapmak için kodlarla bir şeyler yapmak gerekiyor, ben de hile yapmayı çok sevdiğim için zaman zaman kodlara müdahale ediyorum. Ama mod yazmıyorum. Mod yazmak zor bir şey. Oyun yapımının bir önceki evresinin mod yazmak olduğu söylenir. Oyun geliştirmeye giriş yapmak isteyenlere mod yazarak başlamaları önerilir.(Erkek, 23)

3. Dijital Oyunlar ve Sanal Topluluk

Sosyolojide topluluk olma durumu ‘onaylanan’, ‘paylaşılan’ ‘yüceltilen’ paylaşma eylemiyle ve paylaşılan şeye saygı duymak için açık ya da varsayılan bir duruşla yüceltilendir. “Topluluk” dediğimiz şey, tam da bunu gerçekleştiren yapıyı gösterir; “Topluluk” bu bağlamda, onaylama yüceltilme ve paylaşımın öteki adıdır. ‘Topluluğun içinde yaşamak’ ve ‘bir topluluğa ait olmak’ -onaylamak, paylaşmak ve paylaştığımız şeye saygı göstermek- mutlu ve huzurlu yaşamanın önemli bir aracıdır. Becker konuyla ilişkili olarak, “toplululuk, insan hayatının önemli olduğuna dair canlı bir mit, cüretkâr bir anlam yaratma girişimidir” der (Batı, U., 2011).

Dijital oyunlar, tıpkı sosyal paylaşım ağları gibi sanal toplulukların oluşum mecralarından biridir. Uğur Batı’nın sözleriyle söyleyecek olursak; “Dünyada milyonlarca insan bu oyunları oynayarak, kendilerini “Orta Dünya” gerçekliğinde bulup, Hobbitlerle birlikte, Elflerin yanında kötü Ork güçleriyle savaşıyor. Üstelik kendileri gibi hisseden insanlarla etkileşim kurarak yapıyorlar bunu. Güçlü bir kurgu var içinde. Sanal zekâsı yükseltilmiş olanları var. Yerine koyma var. Duygu var. Bu kesinlikle bir sanat. Dijital ama sanat. Zaten 2000’li yılların sanatının nasıl bir şey olması bekleniyor ki?” (Batı, U., 2011).

Oyunların sanat olup olmadığı ayrı bir tartışma konusudur. Ancak sanal topluluklar ve kimlik oluşumu konusundaki etkileri yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. “Dijital oyunlar, postmodernizm bağlamında değerlendirildiğinde devrimci bir etki olarak kabul edilmelidir. Bu belki de düşünme biçimimizde çarpıcı değişikliklere neden olan teknolojik bir devrimdir. Yüksek düzeyde etkileşim, “yerine koymak”, daha ilerisi sanal gerçeklik, hep dijital oyunların içeriğini teşkil eder. Bir yandan da bilgiyi oldukça değerli bir meta haline getirmekte olan enformasyon biriktirme araçlarıdır. Bu teknolojiler aynı zamanda, pazar sistemini kontrol edip düzenleyecek bir “düş” aygıtı olarak değerlendirilmelidir. Kişiler üzerinde de farklı tip bir gerçeklik anlayışını geliştiren, önemli bir temadır. Bu teknolojik oyuncaklar aynı zamanda bağlayıcılığıyla “tutsak” eden, kendisini sürekli yenileyen, modernlik ötesi, robotlaşmış ve ruhunu yitirmiş ya da yeni bir ruh geliştirmiş bir olgudur. (…) Sosyal ağlarda birleşen, kaynaşan, etkileşen yeni bir jenerasyondan bahsediyoruz: Bu dijital bir jenerasyon. Yeni bir segment tanımı.” (Batı, U., 2011).

Anthony Giddens (1986) yapılaşma kuramında sosyal ilişkilerin yeniden üretilmesinin birleştirici etkilerinden söz eder. (aktaran Binark, M.; Bayraktutan-Sütçü, G.; Fidaner, I.B., 2009, s. 259). Bu durumu dijital oyunlarla da bağlantılandırabiliriz. Giddens’ın modernlik fenomenolojisi olarak belirlediği 4 temel başlıktan yer değiştirme/yeniden yerleşme ve mahremiyet/kişilik dışılık kavramlarını dijital oyunlara uyarlayabiliriz. Modern öncesinde zaman-uzam birbiriyle bağlantılı ve mahremiyet ilişkilerini düzenleyen bir ilişki içindeyken modern çağda, tanıdıklık duygusu çoğu kez zaman-uzam uzaklaşması aracılığıyla gerçekleşir, sınırlandırılmış yörenin özelliklerinden kaynaklanmaz. Günümüzde hiçbirimiz yaşadığımız yerden binlerce mil uzaklıktaki olaylara, eylemlere ve fiziksel görüntülerine yabancı değiliz. Elektronik medyanın ortaya çıkışı hiç kuşkusuz yer değiştirmenin bu yönlerini vurgulamış bulunmaktadır; çünkü çok uzakta olan bir şeyin aynı anda burada da olmasını sağlarlar. (Giddens, A., düz. 2010)

“Yer değiştirmenin karşısında yeniden yerleştirme vardır. Yerinden çıkarma düzenekleri toplumsal düzenekleri ve enformasyon değişimini belirli zaman-uzam bağlamlarından kaldırır. Ama aynı zamanda da bunları yeniden yerleştirilmesi için yeni fırsatlar sağlar (akrabalık ilişkilerinin zayıflayıp yeni sosyal ağın ortaya çıkışı). Yerellik ile akrabalık arasındaki bağlantının çözülmesine yardımcı olan ulaşım araçları, uzakta olan “yakın akrabaları” ziyaret etmeyi kolaylaştırarak yeniden yerleştirim için olanak sağlar.
Modern eylem bağlamlarındaki mahremiyet ve kişilik dışılığın kesişimine ilişkin yukarıdakilere koşut yorumlar yapılabilir. Modernlik koşullarında giderek bir yabancılar dünyasında yaşadığımız düşüncesi tümüyle yanlıştır. Günlük yaşamımızda başkalarıyla rutin olarak kurduğumuz ilişkilerde mahremiyeti kişilikdışılıkla daha da çok değiştirmemiz beklenmektedir. Aslında burada çok daha karmaşık ve incelikli bir şey söz konusudur. Modern öncesi ortamlarda başkalarıyla olan günlük ilişkiler genellikle bir parça yörenin yapısından kaynaklanan bir tanıdıklığa dayanıyordu. Ancak tanıdık kişilerle olan ilişkiler bugün bizlerin kişisel ve cinsel ilişkilerle bağlantılandırdığımız mahremiyet düzeyini nadiren kolaylaştırıyordu. Sözünü etmiş olduğum mahremiyetin dönüşümü, yerinden çıkarma düzeneklerinin ön gerektirdikleri biçim değiştirmiş güven ortamlarıyla birleşerek ortaya çıkardıkları uzaklaşmanın ta kendisine bağlıdır. Mahremiyet ile soyut sistemler açık bir biçimde etkileşebilirler.” (Giddens, A., düz. 2010, s. 126-129)

“Dijital oyun dünyasının efsanelerinden World of Warcraft’la (WoW) ilgili yaşanan bir olay, bize dijital oyunların sosyal kuramdaki yerine ilişkin önemli bir ipucu veriyordu. WoW oyuncusu Jerald Spangenberg, 57 yaşındayken WoW oynadığı sırada bağırsak düğümlenmesi yüzünden kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiriyordu. Bunu takiben Spangenberg’in kızı Melissa Allen, dijital vasiyet olarak nitelendirilebilecek bir hareketin peşine düştü. Melissa, babasının oyun arkadaşlarına ulaşarak, onları yarı yolda bırakmayacağını, babasının oyundaki varlığını sürdürmek istediğini belirtti. Oyunun üreticisi Blizzard’a başvurdu ve babasının şifresini istedi. Olumlu yanıt alamadı ve mücadelesini bırakmadı. Melissa ilk olarak kendisi de oyuna katıldı. Babasının hangi gruba bağlı olduğunu araştırdı ve babasının oyun arkadaşlarından Chuck Pagoria’ya ulaşabildi. Pagoria da durumu oyun arkadaşlarına aktardı. Toplu bir mücadele sürecinden sonra Melissa da artık oyundaydı. Kimsenin tahmin etmediği bu ayrıntı doğal olarak bütün grupta şok etkisi yarattı. Olayın önemi kendinden menkul denecek cinsten. Dijital dünyada yaşam, gerçek yaşamdaki bir ölümle birlikte tamamen yok olmayı getirebilecek cinsten. Oysa dünyada bu işi Melissa kadar ciddiye alacak belki milyonlarca insan var. Olayın maddi ve manevi bazı yansımaları var. Bu önem hatta belirli iş modellerini de beraberinde getirmiş. Death Switch (deathswitch.com) adlı bir site, tanımlı aralıklarla sizi kontrol edip, sürekli bir etkileşim kuruyor. Cevap gelmemesi durumunda, öldüğünüzü düşünüp, önceden belirlediğiniz kişilere ilgili durumu aktarıyor. Gerektiğinde şifre ve bazı özel bilgilerinizi de paylaşıyor.”(Batı, U., 2011).

Dijital oyunların etkileri ve sosyal hayatın içine girmesi, kişilerarası iletişimin pek çok seviyesinde ortaya çıkıyor. Örneğin, Kubey ve Larson, çocukların elektronik oyunları çoğunlukla arkadaşlarıyla oynadıklarını belirtmişlerdir. Pek çok oyuncu, diğer oyuncularla oynayarak ya da onları izleyerek oyun oynamaya başlamıştır. Geçmişte video oyun salonları, genç insanlar için önemli sosyal çevre olarak görülüyordu; çünkü bu mekanlar arkadaşlık kurmaya ve arkadaşların arkadaşlarıyla tanışmaya fırsat veriyordu. Son zamanlarda yapılan araştırmalar ortaya çıkarıyor ki düzenli olarak video oyun oynayan çocuklar, düzenli oynamayanlarla aynı sayıda arkadaşa sahipler. Aslında video oyunlar sosyal bağlantıları arttırıyor ve “ağır oyuncular”, oynamayanlara göre, birbirleriyle okuldan sonra daha sık buluşuyorlar (Kort, A.W.Y., Ijsselsteijn,W. A., Gajadhar, B. J., 2007).

Bu çalışma kapsamında yapılan fokus grup görüşmesi ve derinlemesine mülakatlar da gösteriyor ki oyuncular daha çok birlikte oyun oynamaktan hoşlanıyorlar. Mevcut arkadaşları ya da oyunda tanıştıkları kişilerle oynamak, tek başına oynamaya göre her zaman daha çekici. Ayrıca oyun vesilesiyle tanışan kişiler bunu sonrasında “gerçek” bir arkadaşlık olarak devam ettiriyorlar. Örneğin fokus grup yapılan kişilerin farklı şehirlerde yaşamalarına rağmen Minecraft aracılığıyla tanıştıkları ve zamanlarının çoğunu ya beraber oyun oynayarak ya da birbirlerini arayıp telefonda konuşarak, birbirlerini ziyarete giderek geçirdikleri tespit edilmiştir. Örneğin bir katılımcı hangi tür oyunları sevdiği sorulunca oyunlarda aradığı özellikleri şöyle belirtmiştir:

(…) Bunun dışında tek başıma oynayabileceğim bi oyun olursa da hikayesi sarmalı. Kitap okuyormuş gibi oyun oynamam lazım. Öbür türlü coop oyunlar oynuyorum zaten. Muhabbet etmeyince ben sıkılıyorum biraz. (Erkek, 20)

Ayrıca yine katılımcılardan biri kız arkadaşıyla online ortamda tanışmıştır. (Bkz. Ek 2)

5. Minecraft Nedir?

Minecraft, (https://minecraft.net/) Haziran 2009’da kendi oyununu yazmak üzere işinden ayrılan Stockholmlu Markus Persson’un yarattığı, temelde blokları kırıp onlardan yeni bir bina, şato, ev, vs. inşa etmeye dayalı bir dijital oyundur. Persson , oyunu ilk yazdığında adı Cave Game’di ve tam olarak bugünkü Meincraft gibi değildi. Yine de başarıya ulaştı ve Persson 2009’da kendi şirketini kurdu. Mojang AB adlı bu şirket şu anda Scrolls, 0*10c gibi iki oyun daha geliştirmektedir. Minecraft’ın kontrolüyse şu anda Jens Bergensten’in elindedir.

Oyun, içeriği sebebiyle çok geniş bir kullanıcı profiline sahiptir. Çok küçük yaşlarda, özellikle erkek teenage’ler tarafından çok sevilse de; aslında yaşça daha büyük, üniversite mezunu –ve yine çoğunlukla erkek- kullanıcıların da oynadığı bir oyundur. Çünkü sunduğu ortam, özellikle mimar ve mühendislere, çizimlerini üç boyutlu ekrana taşıma şansı vermekte ve gelişmiş versiyonları interaktif kullanıma açık olduğu için üniversite öğrencisi genç erkekler tarafından oldukça rağbet görmektedir.

Oyunun içeriğine gelecek olursak, demosunda da belirtildiği üzere oyun size “kimsenin karışmadığı, kuralları kendinizin koyduğu bir dünya” vaat ediyor. Başlangıçta karşınıza seçenekler ekranı çıkıyor. Burada tekli ya da çoklu kullanıcı seçebilir, oyunun “kolay, normal, zor, barışçıl (peaceful), survival” gibi modlardan birini tercih edebilirsiniz. Ayrıca, “Options”a tıkladığınızda, müzik ve ses seçimi yapabilir, farenizin hassaslığını ayarlayabilir, görüntünün mesafe ayarını yapabilir (yavaş çalışan bilgisayarlar için yakın modu seçmek gibi), yürüyüş efektini kapatıp açabilir (bu bazı insanlarda mide bulantısı yapan, ama aynı zamanda oyunun daha gerçekçi olmasını sağlayan bir özellik), 3D özelliğini aktive edip kırmızı-mavi tipik bir 3D gözlüğüyle oyunu 3 boyutlu oynayabilir ve grafiklerin incelikli ve ayrıntılı olup olmaması konusunda karar verebilirsiniz (bu da bilgisayarınızın hızına bağlı bir özellik). Buradaki en önemli özellikse oyunun zorluğu konusundaki modlar. Yukarıda da bahsedildiği üzere “kolay, normal, zor, barışçıl, hardcore, yaratıcı” modlardan dilediğinizi seçerek oyuna başlayabilirsiniz. Barışçıl modda karşınıza hiçbir düşman çıkmazken diğer modlarda yaptığınız binalar ve kaldığınız ev zombi saldırısına uğrayabilir. Hardcore’da tek bir yaşam şansınız var ve bir kere öldüğünüzde oyun bitiyor. Creative modda etrafta uçabiliyorsunuz, limitsiz bloğa sahipsiniz ve bu modun asıl amacı çok incelikli yapılar inşa etmek. Bu modda düşmanlarla uğraşmıyorsunuz. Daha çok mimar/mühendislerin tercih ettikleri ve kendi çizimlerini üç boyutlu hale getirebildikleri bir mod..

Oyunun kontrolleri, tipik FPS (First Person Shooter) oyunlarındaki A-S-D-W-Shift kombinasyonuyla sağlanıyor. Bu nedenle genç yaştaki kullanıcılar için de kolaylıkla adapte olunabilen bir oyun. Zıplama, alet kullanımı gibi aktiviteler için kullanılan tuşları ise (space, I, G gibi) istediğiniz şekilde değiştirebilme imkanı sunuyor.

Oyunun bir diğer özelliğiyse multiplayer seçeneği. Bu seçenekle online diğer insanlarla beraber oynayabiliyor, onlarla iletişime geçebiliyorsunuz.

Oyuna başladığınızda Minecraft size rastgele bir dünya yaratıyor. Genelde gündüz vaktinde ve ağaçların olduğu bir mekanda oluyorsunuz. Gündüz vakti yaklaşık 10 15 dakika kadar sürüyor, ardından 10 dakika da gece oluyor. Eğer barışçıl modu seçmediyseniz, yapacağınız binalar ve siz geceleyin zombiler tarafından saldırıya uğrayabilirsiniz. Bu nedenle güneş batmadan kendinize kalacak bir yer inşa etmeniz gerekiyor.

Oyunda kendi karakterinizi görmüyorsunuz, öznel kamera tekniğiyle oynuyorsunuz. Ancak isterseniz, oyun sırasınca ekranın aşağısında bulunan kutucuklara tıklayarak karakterinizi ve envanterinizi görebiliyorsunuz. Burada karakterinizin tipini, kıyafetlerini istediğiniz şekilde değiştirebilirsiniz.

Oyunun en ilginç özelliklerinden biri, inşa etmek istediğiniz binalar için malzemeleri nasıl elde ettiğiniz. Genelde ağaçlık bir yerde oluyorsunuz, çünkü malzemelerinizi ağaçlardan ve taşlardan elde ediyorsunuz. Bunun için yapmanız gereken ağaca yumruk atmak. İlk aşamada yumruklarınızla ağaçtan küp şeklinde bloklar elde ediyorsunuz. Bunu aynı şekilde taşlara da uyguluyorsunuz. Ancak sonrasında elde ettiğiniz malzemelerle kendinize aletler yaparak ağaçları, taşları vs. dönüştürmede bunları kullanıyorsunuz. Git gide daha spesifik ve nitelikli malzemeler elde ediyorsunuz (direkler, kolonlar, vs.). Eğer barışçıl modu seçmediyseniz, akşam olmaya başladıkça düşmanlar etrafınızı sarmaya başlıyor. Bu nedenle kendinize gece kalabilmek için güvenli bir yer inşa etmeli ve mümkünse etrafına şelaleler koyarak zombileri mekanınızdan uzak tutmalısınız.

Hayatta kalmak için yemeğe ve yatağa da ihtiyacınız var. Etrafta gezinen domuzları, tıpkı ağaçlara yaptığınız gibi, yumruklayarak öldürüyor, böylece et kazanmış oluyorsunuz. Ayrıca, yine etrafta gezinen koyunları gerekli aletlerle kafalarına vurarak öldürüyor, böylece yatak için yün elde etmiş oluyorsunuz. Oyunun ileri versiyonlarında bu efektler daha da gerçekçi.
Minecraft modları oyunun tasarımındaki değişiklikler yani yeni haritalar, multiplayer oyun oynamayı sağlayan server tarafına yeni kurallar getirmeler ,oyunun default gelen özelliklerinin isteğe göre yeniden şekillendirilmesi olarak özetlenebilir.

Her modda farklı crafting seçenekleri geliyor. Bu crafting seçenekleriyle item’ları birleştirip karakterler, silahlar ya da ev tasarımlarında kullanılabilecek farklı aletler oluşturuyosunuz.

Minecraft skinning, oyundaki karakterin şeklini değiştirmek demek. Bunu belli bir formattaki png dosyalarında photoshop benzeri programlarla ya da http://www.minershoes.com/ gibi online editörlerle yapıyorsunuz.Bu karakter şekillerinin hazırları, tasarımcılar tarafından yapılmış olanları vs. mevcut. Kendiniz de –eğer Photoshop gibi programları kullanmayı biliyorsanız- istediğiniz karakteri oluşturabiliyorsunuz.

Modding denen, oyun için yeni modlar yazmak özellikle yetişkin kullanıcılar için çok önemli bir özellik. Modları yazmak için programlama bilgisine gerek var, bu nedenle 6-14 yaş arası çocukların bunları yazabilmeleri çok mümkün değil. Ancak yüzlerce farklı moda ulaşabileceğiniz siteler mevcut. [1]

Bu yöntemlerle geliştirilmiş en popüler modlara örnek vermek gerekirse:

a- The Aether

Bu mod Noel temalı, mistik ögeler barındıran bir mod. Ağaçlar Noel ağacı şeklinde, domuzlar uçuyor, daha gerçeküstü bir atmosfer mevcut. [2]

b- Millenaire

Bu modsa 11. Yüzyıl temalı ve üç boyutlu. Mayan ve Japon kültürel özellikleri ikonlaştırılmış. Daha geleneksel bir yapı mevcut. Erkek, kadın ve çocuklardan oluşan, gerçek bir köy nüfusu var. Bu modda ticaret yaparak eviniz için “unique” eşyalar kazanabiliyorsunuz. Burada yapılar oldukça gelişmiş ve incelikli. [3]

c- ICBM / Universal Electricity

Bu nükleer reaktorlerin, füzelerin vs. olduğu bi mod. Onlarca farklı silah seçeneği mevcut. Bu modda yapılar daha çok radar istasyonu, nükleer reaktör merkezleri vs. şeklinde. Şu ana kadar 2 milyon kere indirilmiş. [4]

d -Archaeology and Fossils

Bu mod daha çok arkeoloji ve kazı temalı. Burada bulduğunuz fosilleri analiz ediyor, DNA ekleyerek tekrar canlanmalarını sağlayabiliyorsunuz. Dolayısıyla hayvan olarak etrafta dinazorlar vs. görüyorsunuz. [5]

e- Flan’s Mod

Kendi silahlarınızı ve araçlarınızı yapmanızı sağlayan bir mod. Burada esas olan bina ya da mimari bir yapı üretmek değil, kendi silahlarınızı tasarlamak. [6]

f- Herobrine Mod

Bu, forumlara ve Minecraft etkileşim ortamlarına baktığımızda 10-15 yaş arası çocuklar tarafından oldukça ilgi gören bir mod. Herobrine, oyunda olduğu iddia edilen, ama açık ve net bir şekilde göremediğiniz, yalnız bazen aniden ortaya çıkan, korkunç ve Notch’un (Minecraft’ın yaratıcısı Markus Persson) ölmüş kardeşi denilen bir karakter. Bir hayalet. Bu hayalet arkasında mesajlar bırakıyor, yaptığınız evleri yıkıyor. [7]

6. Minecraft ve Commentary Olgusu

Commentary, dijital oyunlar jargonundaki anlamıyla, bir oyun hakkında bilgi veren içerik demektir. Ancak yaygın kullanımı özellikle canlı video kanallarında bir oyunun gerçek kişiler tarafından oynanarak tanıtıldığı videoları tanımlamaktadır. Bu çalışma kapsamında görüşülen kişiler, Casthane isimli bir Youtube kanalında oyunlar oynayarak video yayınlamaktadırlar.

Commentary, dijital oyun kültüründe oldukça önemli bir konumdadır; çünkü sadece bir oyun hakkında bilgi vermekle kalmaz, oyuncuların izlemekten zevk aldıkları, kendileri oynamasalar dahi yalnızca izleyerek oyuna dahil olabildikleri (yorumlar yazarak, vs.) yeni bir mecradır.

Bu çalışma kapsamında ele alınan Minecraft’la ilgili commentary hazırlayan katılımcıların sitelerindeki şu yorum, commentary’lerin dijital oyun kültüründeki yerini anlamamıza yardımcı olacaktır:

Bu gün elinizi sallasanız let’s play kanalına rastlıyorsunuz. Yüz binlerce kanal var. Haliyle bunlar arasında size hitap edenleri bulmak çok zor olabiliyo, hatta bir süre tam olarak ne istediğinizi bile bilmiyorsunuz. Neyse benim bu videoları izlemem etmem ne zaman başladı, nasıl başladı biraz tarihçe yazayım. İlk zamanlar girerdim frag videoları izlerdim Youtube’da, o sıralar minecraft yeni çıkmıştı. Ne la bu diyip denedim bi bok anlamadım, sonra geçti gitti zaman. Bi 7-8 ay sonra minecraft’a tekrar hallendim ve çözecem oyunu dedim. Youtube’a minecraft yazdım ve youtube’daki belki de en meşhur minecraft serisini işte o gün keşfettim. Yogscast yokken bu adam vardı helal olsun. Düzenli izlediğim ilk seri bu Minecraft serisi oldu. Daha sonra yine minecraft ayağına aramalar yaptım ve SeaNanners’ı buldum. Belki de en duygusal Minecraft serisiydi. Bildiğin, bi hayatı başlangıcından sonuna izlemek gibiydi. Sonrasında ise uyanmıştım artık bisürü adam takip etmeye başladım. Zamanla sayıları oldukça azaldı, halen yeni youtuber’lar buluyorum serileri çok hoşuma giden fakat şuan sadece 3 kişiyi takip ediyorum. Yukarıda da saydım isimleri. Commentary izleme tarihim böyle yani. [8]

7. Dijital Oyunlar, Minecraft ve Gerçeklik

Bir oyunun çekiciliği, gerçeğin hangi kısmına odaklandığı ile direkt bağlantılıdır. Odağı çok geniş olup, gerçekliğin tamamını ihtiva etmeye çalışan oyunlar, gerçek yaşamdan ayırt edilemez hale gelip çekiciliklerini kaybederler. (Binark, M., Bayraktutan-Sütçü, G., Fidaner, I. B., 2009, s. 99). Bu durum özellikle RPG (bkz. Ek 1) oyunları için geçerlidir. Ancak Minecraft bir rol yapma oyunu değildir. Özellikle grafiklerinin basit olması oyuncuya her daim oyunda olduğunu hatırlatır. Oyuncuların bu durumla ilgili görüşleri önemlidir:

Eskişehir’e gittiğimde S. Ve E.C. bana anlattılar işte Minecraft diye bi oyun var böyle böyle diye. Önce hiç hoşuma gitmedi. Böyle oyun olmaz olsun, özellikle grafikleri çok yetersiz gelmişti. Bundan 4 yıl önceki düşüncem, oyun dediğin yüksek grafikli olacak şeklindeydi. Sonra Minecraft benim bu bakış açımı değiştirdi. Artık daha çok içerik adamı olmaya başladım. Özellikle oyunu sevmemi sağlayan bir adam vardı bir youtube kanalında, X diye bir adamdı sanırım. Adam böyle domuz kesip abuk subuk bağırıyordu etrafta. Niye bilmiyorum ona çok gülmüştüm. Böylelikle başladım oynamaya. (Erkek, 20)

Hikayenin oyunun grafiklerinden çok daha önemli olması, dijital oyunları hikaye anlatıcısı rolünü vurguluyor. Yapılan görüşmelerde dijital oyunların -özellikle RPG oyunlarının- sağladığı en büyük tatminlerden biri oyuna müdahale edebilme ve hikaye unsuru: Tıpkı bir roman okur gibi oyun oynamak, ancak o romana müdahale edebilmek. Bununla ilgili bir görüşmecinin şu sözleri oldukça önemlidir:

Bazı oyuncular vardır, özellikle online oyunlarda, “abi oyun aşırı zor olsun benim olsun ya” derler, ki farklarını ortaya koyabilsinler. Ben işte ona karşıyım biraz, oyunu hayatımın merkezine oturtmak çok yanlış geliyor. Ha oyun az mı oynuyorum? Zannetmiyorum, bazı günler en az 3-4 saatimi oyunlara verdiğim oluyor. Bana bir challenge sunabilecek çok zor olmayan, hikayesi eğlenceli ve akıcı olan oyunlar beni çeker anlayacağın. Yani bir oyunu hiç bir zaman grafikleri mükemmelmiş diye oynamadım. Hikaye işine ufak bir ekleme yapayım, hikaye sadece çekici olmamalı benim için. Oyun içerisinde hikayeyi sen yaratıcı bir şekilde değiştirebilirsen eğer, oyundaki hareketlerinle, o oyun beni çeker. (Erkek, 20)

Oyunlar ve gerçeklik konusunda görsel açıdan gerçekliğe yakınlıksa en az oyunun oynanış şekli kadar önemli bir konu. Ancak oyunun kendi ortamını yaratması ve oyuncuya gerçek hayattan uzak, alternatif bir ortam sunması, görsel gerçeklikten daha çok aranan bir özellik.

Bir katılımcı bu konuyla ilgili şunları söylüyor:

Ben oyunlarda orijinallikten ve beni kendisine kelepçeyle bağlamasından yana olduğum için grafiğe çok önem vermiyorum. Grafik olmadan da atmosfer yaratabilirsin. Oyuncuyu kendine bağlamak için grafiğe ihtiyacın yok. Ama hikayeye ve atmosfere ihtiyacın var. Ayrıca şöyle bir şey de var, oyunlarda sürekli foto-realizm’i yakalamaya çalışıyolar, fakat tam olarak yakalanması imkansıza yakın olduğu için eğreti durabiliyo. Foto-Realizm’i yakalamaya çalışmak yerine oyunlar bence kendilerine özgü grafik dillerini yaratabilirler, görsel dillerini. Mesela Team Fortress 2, World of Warcraft, Journey (Bafta ödülü aldı) bu tür oyunlar bunu başardılar. Gerçekçi olmak yerine kendi gerçekliklerini yarattılar. Hikayeye gelince benim açımdan hikayenin iyi olması da tatmin edici değil, oyunun seni hikayenin içine sokması lazım, seni hikayenin bi parçasıymışsın gibi hissettirmesi lazım bunu da en iyi yapan oyun türü RPG yani rol yapma oyunları. (Erkek, 23)

Yaş grubu olarak daha küçük katılımcılara göreyse macera ve aksiyon bir oyunu çekici kılan unsurlar. Minecraft bunu özellikle bazı modlarıyla sağladığı için 10-15 arası yaş grubunda da ilgili gören bir oyundur diyebiliriz.Bu konuyla ilgili katılımcıların şu sözleri bu yaş grubu çocukların Minecraft oynama nedenlerini özetliyor:

Creative’te oyun her şeyi veriyor sana, sınırsız malzemen var. Onlarla istediğini yapabilirsin, ama çok eğlenceli değil. Survival’da hayatta kalmaya çalışıyorsun, daha zor. Her şeyini kendin yapıyorsun, ağaç kesiyorsun, ev yapıyorsun. Kendin buluyorsun malzemeleri, daha eğlenceli. Maceralı. (Erkek, 11)

Hayır, ben böyle maceralı oyunları seviyorum. Strateji geliştireceğim oyunları seviyorum. Şu aralar bir tek Call of Duty ve Minecraft oynuyorum.(…)Bir kere ben arkadaşlarımla oynuyorum, yani en eğlenceli yanı o. Yani Minecraft temel olarak iki bölümden oluşuyor. Bir creative var bir de survival var. Ben en başta survival’daydım, sonra arkadaşlarla creative’e başladık. O daha güzel. Yani önce kendinize bir barınak yapmanız lazım. Akşam olunca creeper’lar geliyor, onlar evinizi yıkabilir. Bu yüzden meşale yakmanız lazım. (Erkek, 12).

Minecraft’ın Herobrine modu hakkındaki bir sitedeki şu oyuncu yorumlarının da yine bu yaş grubundan çocuklara ait olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz ve bu yorumlar da oyunun nasıl ‘ciddiye alındığını’, gerçek/oyun arasındaki çizginin ne kadar silik olabileceğini gösteren önemli veriler:

Arkadaşlar bende herobrineyi gördüm madende ilerliyodum çok garip bir ses geldi arkama bakdığımda herobrine çığlık atarak toz oldu bikerede bedracklarda elmas cevheri bulmuştum onu kazdım ve aşağıya düştüm yukardan bana herobrine baktı bende aşağıya düşerken ok salladım birşey olmadı :(“ [9]

“Bir hikaye:ben minecraft oynarken(mod yok emin olunuz)mantar arıyordum yeraltında aniden beyaz gözlü tavuklar spawn olmaya başladı önüme.korkarak kaçarken arkama baktım bir tabela vardı. tabelada “hi!I come back” yazıyordu.o korkuyla yeryüzüne çıktım
herobrine bana sis içinden bakıyordu kaçtım işte.olayın üzerinden yaklaşık bir ay geçti çok büyük yapılar yapmıştım hepsini biri yakmıştı(single playerde oynuyorum).artık onu ne zaman görsem oyun kendi kendine kapanıyor(DİKKAT GERÇEKTEN MODSUZ!)minecraft oynayamaz hale geldim nasıl kurtulucağım bu yaratıktan biri bana yardım edebilirmi? [10]

8. Minecraft ve Oyuncu Etkileşimi

Lindsay Oishy (2007) sanal dünyada üç güdüleyici unsurdan söz eder. Bunlar avatarlar yoluyla ifade edilen kimlikler, bireysel hedefler ve etkileşimdir. (…) Bunlara bir dördüncü eklemek gerekirse, bu da kullanıcı tarafından oluşturulan içeriktir. (aktaran Binark, M., Bayraktutan- Sütçü, G., Fidaner, I. B., 2009, s. 268).

Yapılan görüşmelerde oyuncuların Minecraft oynamaktan neden zevk aldıklarına dair çeşitli veriler elde edilmiştir. Öncelikle Minecraft’ın bir “kazanma/kaybetme” oyunu olmadığını; başarının farklı bir paradigmada değerlendirildiği, yaratıcılığa ve yeteneğe göre sonsuz diyebileceğimiz bir oyun olduğunu belirtmek gerekir. Oyuncuların aldıkları zevk ve tatmin duygusu da kişisel deneyime göre değişiklik gösterse de temelde, yukarıda bahsedilen sosyal onay duygusunu tatmin ettiğini söyleyebileceğimiz, oyunda yaratılan eserlerin screenshot’ını alıp çeşitli sosyal paylaşım mecralarında paylaşarak başarıyı gösterme; arkdaşlarla beraber keyifli vakit geçirme ve macera yaşama olarak değerlendirilebilir.

Minecraft, oyuncuların sürekli yeni şeyler üretebilecekleri, oyunun kontrolünün tamamen oyuncuda olduğu hatta oyuna yazılan 500’ün üzerinde mod bulunması ve bunlardan bir kısmının ayrı bir oyun olarak piyasa sürülmesi nedeniyle oyuncu etkileşiminin oldukça yüksek olduğu bir oyun. Oyuncuların birbirleriyle etkileşimleri de aynı şekilde oldukça yüksek. Oyunu bir mimarlık programından ayıran şeyin çoklu oyuncu seçeneği olduğunu söyleyebiliriz. Bununla ilgili bir katılımcı şunları söylüyor:

Minecraft’a ilk başladığımda harbi esas bir oyundu benim için. Ama hani Minecraft şöyle bir oyun, nasıl desem, bir yere kadar çok eğlenceli gidebiliyorsun ama bir yerden sonra e ne yapacağım şimdi diyorsun; üniversiteden mezun olunca ne yapacağım şimdi der gibi. İşte o zaman sıkılmaya başlıyorsun. Modlar falan giriyor işin içine. En son biz Minecraft’ı kanal için oynadık değil mi, video çekmek için? Ama ben hala arada girip mesela ne bileyim bizim serverdaki eve bir şeyler ekliyorum mesela. Şimdi benim için mesela casual bir oyun. (Erkek, 20)

Oyuncuların oyun sırasında hissettikleri ve bunları dışavurumları da yine oyuncu-oyun etkileşimi çerçevesinde ele alınabilir. Oyunlar oyuncuya hissttirdikleri “gerçek” hisler nedeniyle sosyalleşme ve sanal topluluk yaratma konusunda daha da güçlü bir rol ediniyorlar. Bir katılımcı özellike RPG oyunlarının bu özelliğiyle iligli şunları söylüyor:

RPG’lerin bu konuda (oyuncuyu hikayeye çekebilme) başarılı olmasının başlıca sebebi ise oyunun senin etrafında şekillenmesi, her şeyiyle. Sen ana karaktersin ve istediğin her türlü sosyal yolu seçebiliyosun. Mesela Google’a “Liara T’soni” yaz, kendisine aşık olan 1 milyon insan bulabilirim. Çünkü oyunun anlatımı o kadar güçlü ki sen o oyunu oynarken gerçek dünyadan kopuyosun. Mass Effect 3’ü oynarken oyunun bi bölümünde vereceğin tek bi karar için oyunu kapayıp arkadaşlarıma danışarak yarım saat karar vermeye çalıştığımı biliyorum. Yapacağım seçim etik olur mu, ama o insanı çok seviyorum böyle bişey yapmalı mıyım, ama yapmazsam ordularım 30 bin asker daha az olcak vb. yarım saat düşünüyosun. Başka bi oyunda bu tür kararları çok düşünmezsin. Ama eğer iyi bir RPG oynuyorsan günün berbat olur rüyalarına girer.(Erkek, 23).

Yani oyunlar tıpkı gerçek hayat gibi acı çekilen, ahlaki kaygılar güdülen ortamlar olmaya başladıkça, bir diğer deyişle çok fazla “ciddiye alındığında” artık oyun olma özelliğini kaybetmeye başlamaktadır.

Sanal ortamda oluşturulan içerik sadece somut yapılardan ibaret değildir. Kullanıcılar ortaya koydukları kültürel modellerin onaylandığını görmekten hoşlanırlar. Bu yüzden oluşturdukları yaşam alanlarına kendilerinden bir şey katmak isterler. Bunu belli davranış kalıplarını sergileyerek ya da mekanın içinde simgesel öneme sahip nesneler ekleyerek yaparlar. Diğer bazı kalıpları dışarıda bırakmak için oyunun sunduğu çeşitli imkanları kullanırlar (Binark, M., Bayraktutan- Sütçü, G., Fidaner, I. B., 2009, s. 270). Örneğin yapılan çalışmada katılımcılara, Minecraft’ta neler inşa ettiklerisorulduğunda kendi heykelini dikmek, anıt yapmak gibi eylemlerin olağan olduğu tespit edilmiştir.(Bkz. Ek 4)

9. Minecraft ve Eğitim

David Buckhingam’a göre dijital oyunların eğitim amaçlı kullanımını hem ev içini pazar olarak hedefleyen endüstri tarafından hedeflenen hem de formal eğitimin eve de uzanmasını isteyen siyasa belirleyiciler tarafından desteklenmektedir. Bilgisayar oyunlarının pek çok bilişsel beceriyi geliştirdiği bilinmektedir. Bu türlü beceriler içerisinde üç boyutlu görsel ortamları yorumlayabilme, diğerleriyle dialog ve değişim, ekran üzerinden ve ekran dışından okuma pratiği (örneğin oyun dergileri) ve işitsel malzemeyi kullanma gibi beceriler sayılabilir (aktaran Binark, M., Bayraktutan- Sütçü, G., Fidaner, I. B., 2009, s. 317).

Yapılan derinlemesine görüşmeler sonucu, özellikle 11 ve 12 yaşındaki katılımcıların MMO (Bkz. Ek1) oyunları oynarken yabancı dillerinin geliştiğini düşündükleri ortaya çıkmıştır:

Call of Duty’yi mesela online da oynuyorum. Orada genelde yabancılar oluyor, zaten oyun da İngilizce olduğu için yabancı dilim gelişiyor. Ama mesela yabancılar konuşurken kısaltmalar kullanıyorlar, hani biz internette yazışırken kullanırız ya. O zaman anlamak çok zor oluyor. (Erkek, 11).

Oyuncuların da bu konudaki görüşleri, Minecraft özelinde oyunların zeka geliştirmede oldukça etkili olduğu yönünde. Bu konuda katılımcıların şu gözlemlerinin altını çizmekte fayda vardır:

Şöyle bir şey var, benim çocuğum olsun ona lego yerine Minecraft alırım oynasın diye. Yaratıcılık tarafı var, o kadrajda da bir oyun.(Erkek, 23)

Oyun oynamak çok acayip faydaları olan bir şey. :D Şöyle ki gücüm olsa yapacağım bir deney var benim mesela. Hiç araba kullanmamış 20 kişiyi bulcaksın, 10’u oyuncu olcak, diğerleri Candy Crush Saga oynayan tipler olcak. Ve bunların araba sürüşündeki el göz koordinasyonlarını puanlıycaksın. Adım gibi eminim ki oyuncuların puanları daha yüksek çıkacak. Örneğin “Capitalism 2” diye bir oyun var. Oyunda şirket yönetiyosun ve oldukça eski bi oyun. O oyunu Harvard ve Stanford üniversitesinde ilgili fakültelerin öğrencilerine oynatıyolar. Bunun dışında SimCity isimli serinin şehir planlamacıları tarafından eğitim amaçlı oynandığı yıllardır süregelen bir geyik. Flight Simulator diye bir uçuş simülasyonu var, insanlar 8 saatlik uçuşlar falan yapıyolar, ve yolcu uçağını teslim etsen kullanırlar. Haliyle oyunların faydaları saymakla bitmez ama nitelikli oyunlar oynamak lazım. Milletin bildiği tek oyun farmville, sonra diyolar ki “oyunların hiç bi amacı yok, boş vakit geçirgeci”. Halbuki böyle değil. (Erkek, 23)

Ancak aynı şekilde oyunların çocuklar için sakıncalı olabileceği gerçeğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Katılımcıların da bu konuda ikiye bölündüğünü gözlemleyebiliriz. Örneğin yukarıdaki gibi oyunların zeka üzerindeki olumlu etkilerinin olduğunu savunanlara karşı bir grup da bunun bağımlılık düzeyinde olmaması gerektiğine vurgu yapıyor:

15 yaş altı çocuklardan bahsedeceğim biraz. Çocuklar hayatları yokmuş gibi sürekli minecraft oynuyorlar. Ben onu da anlamıyorum. Minecraft benim için şöyledir: İki ay oynamam, sonra bir ay girer oynarım. Çocuklar deli gibi oynuyorlar. (Erkek,20)

Burada Third Person Effect teorisinden de bahsedebiliriz. Medyanın bizi değil üçüncü kişileri etkilediği yönündeki algı dijital oyun kullanıcıları için de geçerlidir. Çocukların oyunlara olan bağımlılığından bahseden katılımcılar,oyunun duyguları üzerindeki aşırı gerçekçi etkisi hakkında da şunları belirtmişlerdir:

Öyle bir oyun ama gerçekten, oyuna çok sinirlenebiliyorsun. Mesela ben E.C.’ye bizim videolarda deliriyordum. Adam şey yapıyor mesela altımızda lav var 4 kişi gidiyoruz. Ben de köprü yapıyorum. Adam altımdaki taşı kırıyor lava düşüyorum bütün eşyalarım gidiyor yani. (Erkek, 23)

10. Dijital Oyunlar ve Yeni Sanat Kavramı

Baudrillard, “İllüzyon, Yitirilen İllüzyon ve Estetik” (düz. 2010) adlı makalesinde sanat hakkında şunları söyler:

(…) Burada söz konusu olan şey sanatın, estetiğin bulaşıcı bir virüs gibi yaygınlaştırılması, genelleştirilmesi ve her şeyi kapsama yöntemiyle yok edilmesidir. Her şeyin estetize edildiği bir ortamda sanat diye bir şey olamaz. (…) Ancak hala yanıt bekleyen bir soru varsa o da bugün estetik bir illüzyon üretme şansımız olup olmadığıdır.

Günümüz ‘çağdaş sanatı’nı yoksayan bu yaklaşımla dijital oyunların da sanat olup olmadığını tartışmak anlamsız olsa da, oyuncu nezdinde bu “estetik illüzyonun” üretilebildiğini görüyoruz. Örneğin bu çalışmada yapılan görüşmeler sonucu bir katılımcının dijital oyunlarla iligli şu sözleri önemlidir:

“Oyunda grafik önemli bence ama en önemli şey değil. Grafik hikayenin önüne geçmemeli, çünkü oyunların film gibi yapıldığı bir dönemdeyiz. Hatta bazı oyunlar sanat eseri öneminde benim için insanların bazen oyun diye küçümsediği şeyler resmen sanatın ta kendisi olabiliyor, herkesin bunun farkında olmaması acı. (Erkek, 23)

11. Dijital Oyunlarda Şiddet ve Cinsiyet Rolleri

Uğur Batı (2011), dijital oyunlarda şiddetle ilgili şu önemli tesbitlerde bulunuyor: “Sanal dünyalarda sanal karakterlerin canlandırıldığı ortamlarda aslında bir paralel evren olgusundan bahsetmek gerekir. Bir kere sanal evrende gerçek zamanın büyük bir çoğunluğu gidiyor. Sanal olandaki duyguları gerçekmiş gibi yaşıyor. Başarı ya da başarısızlık, sevinç, hüzün… (…) Dijital oyunların her birinin ortak özelliği, belli bir kurgu içinde gamepad’in bir düğmesine basıp, onlarca insanı yok edebilmeniz, onlara işkence edebilmeniz ya da dünyayı terörize edebilmeniz. Bu tip oyunların şiddeti yaygınlaştırıp yaygınlaştırmadığı konusundaki tartışmalar, uzun zamandır antropoloji, sosyoloji, psikoloji ve iletişim disiplinlerinin ilgi alanı. Konu tartışmaya açık olsa da, tartışılmayacak bir durum var: oyuncuların etrafı sanal imgelerle ve bu imgelerin şiddet dolu anlatım yapısıyla kuşatılmış durumdadır. Bu durum tabi gündelik hayattaki şiddetle bu oyunlar arasında doğrudan bir ilişki olduğunu göstermez. Bu biraz indirgemeci bir bakış olurdu. Etki paradigması genellikle olguyu bu bağlam içinde değerlendirir. Dijital oyunlar dâhilindeki alıntıların, hangi koşullara ve bağlamlara ait olduğunun bilinmesi, bu alıntılardaki alılmamaların bireyin doğası ve yaşam alanı ile ilişkisi, bize ancak dijital oyunlar ve şiddet arasındaki ilişki hakkında fikir verebilir. Şunu da kabul etmek gerekir; Belirli oranda bir şiddet, oyunun sonucu olarak ortaya çıkan bir eğilim olabilir. Böyle düşünürsek, oyunun sonucunu değil, sürecini düşünmek gerekir. Burada da gündelik yaşam koşulları ve örüntüleri dâhilindeki alımlama göz önünde bulunur. Bir başka bakış açısı ise, dijital oyunları “olağanlaştırma” ilkesine göre değerlendiren yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre, oyunlar, gündelik yaşamdaki şiddeti daha da olağan kılmaktadır. Bu görsel olarak şiddetin beyin tarafından “pekiştirilmesi” ve sözel olarak “yok etmek” üzerine kullanılan söylemlerin yaygınlaştırılması yoluyla olmaktadır.”(Batı,U., 2011)

Her ne kadar bu oyunlardaki şiddet ögesinn gerçek hayata olan etkisi konusunda ayrı bir araştırma yapmak gerekse de oyuniçindeki şiddet olgusunun bir tatmin sağladığını gözlemleyebilriiz. Örneğin bir Youtube kanalı olan ve fokus grup katılımcılarının içerik ürettiği Youtube kanalındaki Minecraft videolarından anlıyoruz ki, Minecraft yalnızca üretme, yaratma açısından değil yıkma, yok etme açısından da bir tatmin sağlıyor. Oyun sırasında yalnızca oyundaki yapay zeka ürünü MOBlara (Bkz.. Ek1 ) karşı değil, birlikte oynadığınız arkadaşlarınıza karşı da yaptıklarınızı korumanız gerekiyor.

Dijital oyunlarda cinsiyetçiliğe gelirsek, bunun daha üretim aşamasında erkeklerin istediklerinin üretilmesiyle başladığını söyleyebiliriz. “J.C Herz’in belirttiği gibi, kızlar deneyim ararlar, erkeklerse haklarıyla/ elde edebilecekleriyle övünmek isterler. Sorun şu ki, video oyun tasarımcıları çoğunlukla erkek ve kızların bir video oyundan neler beklediğini çözemedikleri için erkeklere servis yapmak çok daha eğlenceli. Video üretim şirketleri bunu çok iyi beceriyorlar, bu da onları zengin ediyor ve bu kazanma formülünü mahvetmek istemiyorlar.” (aktaran Kerr,A. 2007)

Bu çalışmada da kadın katılımcının oyunlarda bulduğu tatmin duygusuyla erkeklerinkinin birbirinden farklı olduğu gözlemlenmiştir. Örneğin oyunlarda hikaye konusunda hemen hemen bütün erkek katılımcılar macera ve içine çeken bir hikayeden bahsederken kadın katılımcı bu konuda şunları söylemiştir:

Oyunlarda hikaye olayı… İ. (kocam) RPG oyunlarını çok sever ve büyük çoğunluğunu oynamıştır. Bana gelirsek, İ. hangi oyunu oynasa komşu çocuğu gibi yanına oturup film gibi izlemekten sıkıldım açıkçası. Çünkü birçok oyun aynı motorların üzerine yazılıyor ve birkaç oyun izledikten sonra bu oyun motorlarını farkedebiliyorsun. Hangi oyun aynı oyun motoruna yazılmış diye. Call of Duty oynamadım ama hepsini yancı olarak izledim. Her oyunda aynı şey oluyor, çok ulvi bi görev için seni seçiyorlar, yanında bir adam oluyor, sonra ansızın heyecan yaratmak için işler kötüye gider gibi oluyor ya da yanındaki adam casus çıkıyor falan filan. Açıkçası ben savaşlı oyun sevmiyorum. Counter Strike’ı da küçükken arkadaşlarla eğlenceli diye atmıştım. Oyunlardaki hikaye kısmı beni çok sıkıyor. Ha diyeceksin belki koltuğa hiç oturmadım diye. İ. İsviçre’ye taşındığında hem oyun hem ilişkiyi beraber yürütürüz diye onla “Star Wars : The Old Republic” oynadık. Okey, quest tamamlayıp item düşürmek, build hakkında kafa yormak çok güzel, ama ben fantazyalı dünyalara çok giremiyorum. Hikaye aşırı sıkıcıydı, İ.’nin soruya cevap vermesini bekleyene kadar ben çay koyup geliyordum. Hikayesinin içine asla giremiyordum, girsem bile yalan dünyalar ilgimi çekmiyor, özür dilerim RPG oyuncuları. Mass Effect 3’ü İ.’ye zorla ben kapattırdım. Hikayeli oyunlar bana cidden zevk vermiyor. Bu arada ben film de izlemiyorum. RPG oyunları filmi sana yaşatıyor, bence insanlar tarafından bu yüzden seviliyor. Ama dediğim gibi kurgu olayları bana göre değil. League of Legends’ın da çok uzun hikayeleri tarihi dünyası var, ama ben itemımı, rune’umu nasıl dizerim kısmıyla ilgileniyorum. (Kadın, 22)

Ayrıca katılımcıların Youtube üzerinden yaptıkları yayınlar da incelendiğinde, oyun sırasında kullanılan dilin oldukça cinsiyetçi olduğunu ve dijital oyunların yazının başında da bahsedilen erkek egemen bir alan olmasının yalnızca üretim değil kullanım sırasında da geçerli olduğu gözlemlenmiştir. [11]

SONUÇ

Anthony Giddens’ın juggernaut terimi, insanlar olarak ortaklaşa bir dereceye kadar yönlendirebildiğimiz; ancak denetimimizden çıkıp parça parça olabilme tehlikesini de taşıyan çok büyük bir güce sahip, başı boş bir araç anlamına gelir. Juggernaut ona direnenleri ezip geçer, kimi zaman düzgün bir yol izlerken kimi zaman da önceden kestiremeyeceğimiz yönlere doğru beklenmedik biçimde sapıverir. Gezinti, hiçbir açıdan tümüyle zevksiz ya da kazançsız değildir; çoğu kez canlandırıcı ve umutlu bir beklentiyle doludur. Ancak modernlik kurumları var olduğu sürece, der Giddens, bu yolculuğun doğrultusunu da hızını da asla tümüyle denetleme gücünde olamayacağız.(Giddens, A., dü. 2010, s. 126)

Teknoloji bir juggernaut olma açısından günümüzde en kontrol edilemeyen alan olarak karşımıza çıkıyor. İnternet ve sosyal medya da bununla paralel ilerliyor diyebiliriz. Dijital oyunlarsa kendi iç dinamikleriyle her ne kadar ‘önceden kestiremeyeceğimiz yönlere doğru beklenmedik biçimde sapıveren’ yeni bir sosyalleşme aracı olsa da oyuncunun kontrolünün hala üstün olduğunu, hatta diğer sosyal mecralarla kıyaslandıında teknolojinin en kontrol edilebilir alanlarından biri olduğunu görüyoruz.

“Burada altını çizmek istediğimiz husus, yeni medyanın küresel ve yerel bağlamda heteroseksist, homofobik, zenofobik, militarist, etnik-milliyetçi söylemleri denetimsiz bir şekilde kolaylıkla dolaşmasına olanak sağlamasıdır. Bu gözlem sadece Türkiye’deki siyasal ve toplumsal yaşama özgü değildir, farklı coğrafyalarda da etnik milliyetçi savunma mekanizmalarının üretimi giderek artmaktadır. Bu mekanizmalar dijital oyuncuların habituslarını sanal ortama da nakletmeleri nedeniyle dijital oyunların dünyasına da taşınmaktadır. Oysa sanal uzamdaki dijital oyunlar kültürlerarası iletişim ve diyalogun kurulması, geliştirilmesi; heteroseksizm, homofobi, ırkçılık vb. İdeolojik söylemlerin yerinden edilmesi; yeni toplumsal hareketlerin toplumsal ve siyasal söylemlerinin dolaşıma sokulması için olanaklıdır.” (Binark,M., Baraktutan-Sütçü, G., Fidaner, I.B., 2009, s. 308)

NOTLAR

[1] http://modlist.mcf.li/list/1.4/1.4.6_1.4.7.php
[2] http://www.minecraftforum.net/topic/893629-100-aether-v104-01-launch-bug-fixed-bug-fixes-crystal-trees-enchanted-grass-white-apples/
[3] http://millenaire.org/index.php?l=en
[4] http://calclavia.com/icbm
[5] http://www.minecraftforum.net/topic/446117-sspsmp132fossil-archeology-v69-p-4/
[6] http://www.minecraftforum.net/topic/182918-151flans-mod-planes-vehicles-guns-multiplayer-tdm-conquest/
[7] http://www.minecraftokulu.net/2012/08/herobrine-nedir-kimdir.html
[8] http://f5uck.com/youtubeda-beyne-hizmet-eden-2-saygi-duyulasi-insan/
[9] [10] http://www.minecraftokulu.net/2012/08/herobrine-nedir-kimdir.html
[11] https://www.youtube.com/watch?v=2IfJaKvq8ZE

KAYNAKÇA

Kitap

Binark, M., Bayraktutan- Sütçü, G., Fidaner, I.B., Dijital Oyun Rehberi: Oyun Tasarımı, Türler ve Oyuncu, 2009, İstanbul: Kalkedon.

Binark, M., Bayraktutan- Sütçü, G., Kültür Endüstrisi Ürünü Olarak Dijital Oyun, 2008, İstanbul: Kalkedon.

Giddens, Anthony. Modernliğin Sonuçları, (Çev. Kuşdil, Ersin.), düz. 2010, İstanbul: Ayrıntı.

Fikir Mimarları Dizisi-22: Baudrillard, Haz. Adanır, Oğuz. 2010, İstanbul: Say.

Elektronik Makaleler

Kerr, A. (2009). Girls Women Just Want to Have Fun: A Study of Adult Female Players of Dijital Games. http://eprints.nuim.ie/1232/

Kerr, A. (2007). Representing Users in the Design of Digital Games, 2007. http://eprints.nuim.ie/816/

Yılmaz, E., Dr. Çağıltay,K. History of Digital Games in Turkey. http://ocw.metu.edu.tr/file.php/85/ceit706/week1/history of games in Turkey.pdf

Batı, U. (2011). Sekizinci Sanatın İnşası: “Dijital Oyunlar Kesişiminde Postmodernizm, Tüketim Kültürü, Üst Gerçeklik, Kimlik ve Olağan Şiddet. İçinde Ünal, T. Gülin ve batı, U. (ed). (2011) s.3-33. http://ugurbati.com/default.aspx?tabid=72

Kort, Y.A.W., Ijsselsteijn, W. A., Gajadhar, B.J. (2008). People, Places and Play: A research framework for digital game experience in a socio-spatial context. http://dl.acm.org/citation.cfm?id=1371221

Diğer Kaynaklar

Dünyada ve Ülkemizde Dijital Oyunların Tarihçesi, http://www.turkishgameindustry.com/ulkemizde-ve-dunyada-dijital-oyunlar-sektoru/

Türkiye Dijital Oyunlar Federasyonu, Ülkemizde ve Dünyada Dijital Oyunlar hakkında Genel Rapor, http://www.tudof.org/?p=1141

Casthane Video Kanalı https://www.youtube.com/watch?v=2IfJaKvq8ZE

Reklamlar


No Responses Yet to “Oyun Oynamak Ciddi Bir İştir”

  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: