Talha Kaya ile Röportaj

20Tem15

Talha Kaya, 1992 doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nden çiçeği burnunda mezun bir oyun tasarımcısı. Abisi Tarık Kaya ile kurduğu Kayabros ekibinin yarısı. Talha, Hans’ın iç dünyasını betimlediği Ode to Pixel Days ve benim kişisel favorim olan David Lynch üslubundaki Ode to Cactus adlı oyunların geliştiricisi. Ayrıca oynadığı oyunları inceleyip görüşlerini paylaştığı ve çeşitli indie oyun geliştiricilerle yaptığı röportajları yayınladığı bir sitesi var.

Her ne kadar Talha’nın arkaplanı programlamaya dayansa da kendisi görsel tasarım ve müzik/ses efekt tasarımıyla da ilgileniyor. Yetenekleri çok yönlü bir yelpazeye sahip ve yapımlarını oynadığınız zaman bagajında biriktirdiği deneyimleri sanatsal bir şekilde aktardığını görebiliyorsunuz. Biz de bu röportajda kendisiyle geliştirmekte olduğu yeni oyunu Soul Searching ve oyun tasarımı hakkındaki görüşleri üzerine konuştuk.

tumblr_inline_njnn77OMvr1s13i55

Dijital Oyun Kültürü: Oyun tasarımıyla ilgilenmeye nasıl başladın?

Çocukluğumda oyunlarla alakam, abim oyun oynarken onu izlemekti. Kendim bir şeyler yapmayı her zaman sevdiğim için, Game Maker programını keşfedince onun üzerine atladım. 12 yaşlarımda falan bir sürü kötü oyun yaptım. Onun dışında abimle kart oyunları, lego oyunları falan dizayn eder oynardık zevkine. Üniversiteye geçince, abim Flash oyunları yapmaya başlayınca, onun gazıyla Flash öğrenip oyun tasarımını ciddiye almaya başladım. Sonra Flash öldü ama biz daha ölmedik!

D.O.K: Abinle Kayabros adında bir grup kurdun. Bu grubun kurulma amacından ve çalışmalarından söz edebilir misin?

Kayabros, ilk aşamada zevkine ürettiğimiz bedava kısa oyunları bir başlık altına toplamak için, ileri aşamada da kendi karnımızı doyuran minyatür bir oyun stüdyosu olma hedefinde kuruldu. Eğer işler yolunda giderse, ana elemanları sadece ben ve abim (Tarık Kaya) olan, proje bazlı dışardan insanlarla çalışan iki kişilik bir topluluk olmak istiyoruz. Şu aşamada, genelde ayrı ayrı ve küçük projelerle uğraşıyoruz. Soul Searching ise şuan aktif olan tek orta çaplı projemiz.

D.O.K: Sana göre oyun tasarımı (game design) nedir? Bir tarifi var mı? Varsa nasıl lezzetli hale getirilir? Yenilebilir mi? Öğrenilebilen bir şey mi?

Oyun tasarımına sıkıcı tanımıyla; oyun kuralları uydurmak, test etmek, kuralları değiştirmek döngüsü diyebilirim. Dedim. Ama dijital oyun tasarımı diyince, işin içine oyunu yapanın bilgisayara derdini anlatmaya çalışması, tam anlatamaması, ama ortaya yine de ilginç şeyler çıkması falan gibi, oyun yapmaya başlamadan fark edilmeyen faktörler giriyor. Ben kendimi iyi bir oyun tasarımcısı olarak görmüyorum. Ama oyun tasarlayan insanın her zaman “playful” bir zihine sahip olması gerektiğini söyleyebilirim. Yani, sohbet eden, beyin fırtınası yapan ve birbirini güldürmeye çalışan iki insanın ruh hali, oyun tasarımı için kullanışlı bir hal. Fikirlere açık, şaşırmayı seven, yeni şeyler denemeyi seven biri oldukça, yaptığınız oyunlar tasarımsal olarak ilgi çekici olacaktır. Ş​u konuşma​ bu konuda ibretlik.

Oyun tasarımı yenilmez (tadı plastik gibi biraz) ama öğrenilebilir.

tumblr_inline_np35qrB5Y51s13i55_500

D.O.K: Şimdiye kadar irili ufaklı birçok oyun geliştirdin. Soul Searching ilk büyük çaplı projen. Soul Searching nedir? Oyunculara neler vaat ediyor?

Soul Searching, küçük bir salla denize açılmayı, adalar ve kayıp ruhlar aramayı konu alan bir hayatta kalma oyunu. İki boyutlu, yukardan bakışlı, tek oyunculu hikaye modu ve büyük ihtimalle çok oyunculu (lokal, online değil) modu da bulunacak, hem rahatlatıcı, hem zevkli, hem de hikaye yönü ağır basmaya çalışan, kafası biraz karışık bir oyun. Bakalım nasıl bir şey olacak.

D.O.K: Soul Searching oyununun bütün içerik üretimini (programlama, görsel tasarım, ses efekti, müzik, vb.) tek başına yapıyorsun. Tek kişilik ordusun desek yeridir. Bunun sana ne gibi avantajları ve dezavantajları oluyor, bundan biraz söz edebilir misin?

Avantajları, kimseye bağlı olmamak. İstersem bir gün uyanıp oyundaki bütün karakterleri kediye dönüştürmeye karar verebilirim. Kimse de “abi n’apıyorsun” demez. Dezavantajı da, yine bir gün uyanıp oyundaki bütün karakterleri kediye dönüştürmeye karar verebilirim. Kimse de “abi n’apıyorsun” demez.

Daha ciddi olmak gerekirse, tek kişi oyun yapmak, çok güzel bir özgürlük getiriyor. Bildiğin üzere, takım çalışmasında iletişim, ve herkesi mutlu tutmak, çok ciddi bir yük olabiliyor. Tek kişi olmak bundan kurtulmak demek. Toplamda oyuna harcayacağım adam­saate bakarsak, oyunun bir takım çalışmasından daha kısa süreceğini iddia edebilirim. Her şeyi istediğim zaman yapıp, istediğim şeyleri deneyebilirim. Kendi kendimin patronuyum. Proje üzerinde tek bir vizyon var.

Tabi tek başına çalışmanın bir çok dezavantaj var. Tek başına çalışırken moral­motivasyonunuzu yüksek tutmanız çok zor oluyor. Canınız sıkılıyor. Sosyal hayvanlarız sonuçta. Her şeyi çok iyi yapan mükemmel bir insan değilseniz (öyle bir insan var mı acaba?), oyununuz bazı yönlerden kısa kalıyor. Bir sürü üzerine uzmanlaşılacak alanı (tasarım, programlama, grafik, ses, müzik…) tek başına yapmanız, kalite olarak takım çalışmasıyla yapılan oyunların altında kalmanıza sebep oluyor. Ancak, oyunun bir tarafının kötü kaldığını düşündüğümde her zaman dışarıdan yardım alabilirim. Limitasyonlarınızı iyi tanımanız ve bol bol dışarıdan görüş almanız durumunda dezavantajları minimuma indirebiliyorsunuz. Ben de dışarıdan bakıldığında yalnız kovboy gibi gözüksem de, bir çok insanla görüşüp, oyunu bol bol test edip, sağlıklı geribildirimlerle besliyorum. Sen de dahil olmak üzere, zeki insanlardan bol bol yorum alıyorum ve oyunda uyguluyorum.

D.O.K: Türkiye’deki oyun sektörünün mevcut durumu hakkında neler düşünüyorsun?

Bol bol yetenekli gencimiz, dev bir oyuncu kitlemiz, ve yetenekli gençleri yetişirken besleyecek şirketlerimiz var. TaleWorlds gibi AAA bir stüdyomuz da var, vizyon sahibi küçük stüdyolarımız da.

Tabi devlet destekleri, bu desteklerin doğru insanlara verilip verilmediği gibi, iyileştirilmesi gereken konular var. Ayrıca yazılım sektörünün tamamına baktığımızda, en iyilerin genelde yurt dışına gitmesinden doğan beyin göçü sorunu var. Yurt dışına gitmek, Türkiye’de kalmaya göre daha mantıklı bir seçenek oluyor genelde.

Yani gidilecek çok yol olsa da; heyecanlı bir oyun yapımcısı kitlemiz, kendi kendini az çok besleyebilen bir sektörümüz, güzel etkinliklerimiz ve yaratıcı ruhlarımız var. En önemlisi de bu bence. Heyecan verici zamanlardayız.

tumblr_inline_nk8hosWukJ1s13i55

D.O.K: Her geliştiriciye röportajlarda sorulan klişe bir sorudur fakat eminim ki böyle yetenekli birinin görüşlerini merak eden okurlarımız da vardır. Senin oyun tasarımıyla uğraşmak isteyen gençlere tavsiyen nedir?

İlk olarak, İngilizce bilmek lazım. Bu adımı atlayanlar oyun yapmakta çok zorlanıyor. Ayrıca, bol bol küçük oyun oynamak iyidir, mesela b​enim blogumdakiler!​ Çok farklı dallara ilgi duyan, çok yönlü bir insan olmak da her zaman avantajlı. Gezip gören, çok insan tanıyan, çok şey bilen insanların aklına daha ilginç fikirler geldiğini görüyoruz. İlginç tecrübeler ilginç fikirleri besliyor.

Herkesin öğrenme verimi yöntemden yönteme değişir, mesela ben bir şeyler yaparak öğrenmeyi seviyorum. O yüzden bol bol küçük oyun yapıyorum. Küçük oyunlar yapmak oyun tasarımı ve oyun yaparken pratiklik için güzel bir alıştırma. Bazı insanlar okuyarak, yazarak öğrenmeyi tercih edebilir. Nasıl öğrenmeyi sevdiğinizi ve bundan ne kadar verim aldığınızı kendiniz keşfetmeniz gerekiyor.

Bir şirkette çalışacaksanız, kendinizi geliştirebileceğiniz, yeni şeyler öğrendiğiniz bir iş tercih etmeniz yararınıza. Oyun tasarımcıları olarak hiç bir zaman kendimizi tam özgüvenli ve işi tamamen çözmüş bulmayacağız. Çok tecrübeli efsane oyun tasarımcıları diye övdüğümüz insanlar da her projede yolunu dene­yanıl yöntemiyle buluyor. Oyun tasarımı, hiç mezun vermeyen, öğrencileri her zaman öğrenci kalan bir okul gibi. Ama bu gittikçe kendimizi geliştirmediğimiz anlamına gelmiyor.

Limitasyonlar yaratıcılığı körükler. Half Life yapmak isteyip yapamayan bir insanın, bir Half Life klonundan daha ilginç bir iş çıkaracağını düşünüyorum.

Etrafınızı yaratıcı insanlarla kaplamanız da yararınıza. Bu arkadaşlıklar ve ilişkiler size anında moral, motivasyon ve ilham olarak dönecektir. Kendinizi ihmal etmeyin. Fiziksel ve zihinsel sağlık olmadan bir şey başarılmaz. Ayrıca kendinizi fazla beğenmeyin, ama çok küçük de görmeyin!

He bir de yaptığınız oyunları bana da atın, ben de oynayayım. Bu son tavsiye pek olmadı.

Bu röportaj ve övgüler için teşekkür ederim, her şey gönlünce olsun.

Röportaj teklifimizi kabul ettiğin için biz teşekkür ederiz.

(Kemal Akay)

Reklamlar


One Response to “Talha Kaya ile Röportaj”


  1. 1 Oyunder Haftalık Bülten (22 Temmuz 2015) | Oyunder

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: