Bedava oyunların az bilinen günahları

01Kas15

Kaynakça: http://www.evrensel.net/haber/264035/bedava-oyunlarin-az-bilinen-gunahlari
Yazar: Orkut Murat Yılmaz

Bugün seçim var ancak, konumuz seçim değil. Malum seçim yasakları var. Bugün seçimin bitişine dek pek çoğumuz zamanını oyun oynayarak geçirecek. O yüzden, bugün oyunlardan, daha doğrusu kimi özel oyunlardan söz etmek en doğrusu olacak.

Her gün bilgisayar, oyun konsolu, akıllı telefon ya da tablet gibi ortamlarda, çok değerli zamanlarımızı oyunlara adıyoruz. Bir arkadaşımızda gördüğümüz, ya da sosyal medyada adını okuyup merak ettiğimiz oyunları kuruyor, sonra da kendimizle ve arkadaşlarımızla yarışmaya başlıyoruz. Pek çok insan, oyun oynayabilmek için başka işlerini erteliyor. Oyun yüzünden eşinden boşananlar, dersten kalanlar, işten atılanlar bir araya gelip örgütlenseler, yine oyun oynayabilmek için o örgütü de batırabilirler. Konumuzun bu insanlar olmadığını da söyleyelim ve asıl konuya geçelim.

Günümüzde oyun dünyasında, en çok öne çıkan ve bu nedenle birbirinin seçeneği olarak gözüken 2 türlü oyundan para kazanma yöntemi var; Pay-To-Play [1] ve Free-To-Play [2]. Pay-To-Play aynı zamanda müzik, video gibi endüstrilerde de geçerli olan bir yöntem. Bu yöntemde ücretini ödediğiniz ya da aylık ödeme yaparak abonesi olduğunuz oyun için tekil kullanıcı lisans bedeline sahip oluyorsunuz, sonra da bu lisansla oynayabiliyorsunuz. GTA, Counter Strike GO, World of Warcraft, Eve Online gibi popüler oyunların pek çoğu bu yöntemle evlere giriyor ve üreticilerine para kazandırıyor.

Free-To-Play’de ise, işler biraz farklı. Ya size, tanıtım amacıyla üretilmiş olan ve en coşkulu yerinde “buradan sonrasını oynamak için tam sürümü satın alın” diyen “Shareware”lerle karşılaşıyorsunuz; ya da oyununuz “Freemium” oluyor.

Konuyu uzata uzata, asıl anlatmak istediğimiz yere geldik. Bugün özellikle akıllı telefonlarda milyonlarca kişinin coşkuyla oynadığı pek çok oyun, “Freemium” sınıfında yer alıyor. Bu oyunları kurması, oynaması bedava. Belli ölçülerde, ilerlemek de bedavaya mümkün. Ancak, ilerlemeyi hızlandırmak istediğinizde, ya da oyun içinde diğer oyunculara karşı bir avantaj yakalamaya kalkıştığınızda, küçük nesneleri satın almanız gerekiyor. Bu nesnelerin ederleri, öylesine ucuz ki, insanlar tek dokunuşla, ay sonunda kredi kartı ekstrelerine ya da telefon faturalarına yansıyacak harcamaları yapmaktan çekinmiyor. Neticede de, damlaya damlaya göl oluyor ve Freemium olarak yaşamımıza giren Candy Crush, Angry Birds 2, Modern War, Hay Day, Clash of Clans gibi oyunların, yapımcılarına günlük olarak kazandırdıkları ücretler 1,5 milyon doları geçebiliyor. Allah bereket versin.

Ancak bu oyunlardan, bu paraları kazanmak için yapılan şeylere bir göz gezdirdiğimiz zaman, az önceki takdirimizin yerini başka duygular alıyor.

‘BALİNA’ OYUNCULAR

Önce, “balina” kavramını incelemekle başlayalım. “Balina”, bir örnekle açıklayacak olursak, bir oyunu oynayan tüm oyuncuların ortalama yüzde 2’sini temsil eden ancak buna karşın oyun gelirlerinin neredeyse yüzde 40’ını kazandıran oyunculara deniyor. Tüm yaşantısını elindeki oyuna göre biçimlendiren bu oyunculardan birisi oluvermenin yolu da çok uzun değil. Öncesinde çok para harcamayan sıradan bir oyuncuysanız, bir takıma üye olmanız durumunda daha çok puan kazanabileceğinizi görüyorsunuz. Sonra da, o takıma üye olarak, oyun içinde harcama yapma şansınızı aniden 8,5 katına çıkarıyorsunuz[3]. Elbette, en iyi takımın üyesi olmak, sizi hızlıca bir balina olmaya terfi ettirebiliyor. Bu oyunlara 30 bin dolardan fazla kaptıran balinaların öykülerine internette rastlamak mümkün[4].

Elbette, bir kez kapitalizm ve oyun endüstrisi kötülenmeye başlanırsa, yalnızca tekil kurbanlardan söz ederek konuyu kapatmak olanaksızlaşır. Kitlelere yayılan kötücüllüğün de akıllara getirilmesi gerekir.
Bir “Freemium”u indirdikten sonra kurduğunuz zaman, o uygulamanın içinde çalışan alt uygulama parçacıklarını da kurmuş olursunuz. Bu da, ortalama bir oyun uygulaması için 30 ayrı SDK’nin (Software Development Kit) devrede olması demektir. Kimi SDK’ler, nispeten çok masumdur. Uygulamanız göçtüğü zaman, geliştirici ekibe bir e-postayla durumu bildirmeye yarar. Ancak sizin oyun sırasındaki tüm hareketlerinizi gözetleyerek, neleri yanlış yaptığınızı, nelerin sizi hırslandırdığını, bu hırslanmanın sonucunda aynı bölümü defalarca oynadığınızı, oyundaki rakiplerinize karşı davranışlarınızı incelemeye yarayan çeşitli analiz araçları da oyunun arka planında çalışır. Bu sayede, oyunun zorluk düzeyi, herkes için aynı düzeyde sabit olmaktan çıkar. Kimi zaman makine öğrenmesi desteği ile, bir sonraki oynayacağınız bölüme daha kolay ulaşabilir olursunuz. Bunun sonrasında, oyuna olan bağlılığınız, sizi birkaç sentlik harcama yapmaya teşvik eder bir duruma geçer.

OYUN SEKTÖRÜ TARAFINDAN FİŞLENMEK!

Sahi, oyuna bir de “Facebook’la Bağlan” diyerek kaydolmuştunuz değil mi? Arkadaşlarınıza davetiye göndermeniz karşılığında aldığınız o muhteşem nesnelerin, sizi oyuna biraz daha bağlamasını sağladınız ve arkadaşlarınızı da bu sektöre kurban ettiniz. Oyun uygulamasına verdiğiniz izinlerle de oyun geliştiricileri tarafından daha çok fişlenmenizi hızlandırmış oldunuz. Tebrikler!

Tabii durumun daha kötüsü var. Balina olmaya, Facebook sayesinde normalden daha hızlı bir geçiş yapabilirsiniz. Ortadoğu kökenli bir oyuncuya, “dekolte giyimli sahte bir profil resmine sahip bir Facebook hesabından” arkadaşlık talebi gönderen bir oyun şirketi çalışanı, oyuncunun en sevdiği şeyleri, tuttuğu takımı öğrenerek, tümüyle ona özel nesneleri oyun içerisinde satışa sokmuş ve bundan iyi bir gelir sağlamış[5]. Başımıza bu da gelebilirdi değil mi?

Henüz oyun şirketlerinin, sizin hakkınızda elde ettiği bu bilgileri, kimlere satabileceği konusuna girmiş değiliz. İsterseniz, o konuyu hiç açmadan, bu seçim gününü atlatmaya bakalım. Belki başka bir yazıda, oyun şirketlerinin diğer günahlarına da değiniriz.

[1] https://en.wikipedia.org/wiki/Pay_to_play
[2] https://en.wikipedia.org/wiki/Free-to-play
[3] http://venturebeat.com/2013/03/14/whales-and-why-social-gamers-are-just-gamers/
[4] http://www.gamasutra.com/view/feature/195806/chasing_the_whale_examining_the_.php?print=1
[5] http://toucharcade.com/2015/09/16/we-own-you-confessions-of-a-free-to-play-producer/

Reklamlar


One Response to “Bedava oyunların az bilinen günahları”


  1. 1 Orkut Murat Yılmaz’dan: “Bedava oyunların az bilinen günahları… | SosyalKafa

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: